Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5290 E. 2020/3619 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5290
KARAR NO : 2020/3619
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.10.2019 tarih ve 2016/642 – 2019/2207 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 13.12.2013 tarihinde vefat eden müvekkillerinin murisinin davalı tarafından Hayat Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, poliçe kapsamında tazminat taleplerinin “murisin 03.03.2009 tarihinde kalp hastalığı tanısı almış olması” sebebiyle reddedildiğini, ancak sigortalının şeker hastalığı varsa da kalp rahatsızlığının bulunmadığını, kalp rahatsızlığı tanısının doktor tarafından sehven konulduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 07.01.2015 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 17.605,98 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinin yapılması esnasında bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmaması veya daha ağır şartlarda yapmasını gerektirecek hallerin bildirilmesi gerektiğini, sigortalının bu yüküme riayet etmeyerek 03.03.2009 tarihinde kalp yetmezliği tanısı aldığı halde sağlık problemi yaşamadığını ifade ettiğini, ancak ölüm sebebinin kalp yetmezliği- iskemik kalp rahatsızlığı olduğunun belirtildiğini, rahatsızlığı ile vefatı arasında illiyet bağının bulunduğunu, zaten diyabetin kalp rahatsızlığına neden olduğunun da bilindiğini, bu sebeple müvekilince sözleşmeden cayıldığını, cayma beyanı olmasa dahi kast derecesindeki ihlal sebebiyle TTK’nın 1439/2 maddesi uyarınca tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, ihmal kanısına varılırsa da tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, Halk Hayat ve Emeklilik A.Ş ile davacıların murisi …arasında düzenlenen Kredi Hayat Sigortası Soru Formu ile sağlık bildiriminde bulunduğu, hastalığının bulunmadığı ve sıhhatli olduğu şeklinde cevaplar verildiği, Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formu’nun Genel Bilgiler başlıklı 8. maddesi gereğince sözleşme kurulmadan önce teklifnamede yer alan sorulara doğru cevap verilmesi gerekli olduğu, bu yükümlülüğün ihlali halinde sigortacının sözleşmeden cayma veya ek prim almak suretiyle sözleşmeye devam etme hakları olduğu, poliçenin başlangıç tarihinin 18.12.2012 bitiş tarihinin 18.12.2014 olduğu, SGK reçete listesinde 2009 yılından itibaren Diyabetus Mellitus hastalığı olduğu, bu tanı gereğince tedavi gördüğü ve reçete düzenlendiği, 18.12.2009 tarihli reçete ile DM, kalp yetmezliği tanısı ile ilaç yazıldığı, 13.11.2012 tarihinde DM, Koroner Arter hastalığı teşhisi ile reçete düzenlendiği, 28.11.2013 tarihinde Memorial Diyarbakır Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Ünitesine yatırıldığı ve Akut Miyokardiyal Enfarktüs teşhisinin konulduğu, böylece sigortalı müteveffanın hayat sigortasının düzenlendiği tarihten öncesine ait kalp ve şeker hastalığının bulunduğunun sabit olduğu, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 27.11.2017 tarihli raporu ile “murise ait ölümün kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiği, kişinin sigorta sözleşmesi imza tarihi öncesi tanı aldığı Kalp yetmezliği ve koroner arter hastalığı ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu” mütalaa edildiği, murisin Dicle Üniversitesi Kardiyo Vasküler Cerrahi (KVC) servisinde 13.12.2013 tarihinde Kalp yetmezliği teşhisi ile vefat ettiği, hayat sigortası sözleşmesinin düzenlendiği tarihte sigortalı (davacıların murisi) tarafından hastalığın sigortacıya bildirilmediği, sigortalının TTK 1290 maddesine göre bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle sigorta şirketinin cayma hakkının bulunduğu ve ölümden müracaat dilekçesi ile haberdar olduğu ve 29.01.2014 tarihli yazı ile talebin reddedildiği ve sözleşmeden caydığı, bu caymanın sigortalı tarafından beyan yükümlülüğü yerine getirilmemesi nedeniyle kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşıldığından 54,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.