YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4447
KARAR NO : 2020/3144
KARAR TARİHİ : 07.07.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınıp, sanık müdafisinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanığın atılı suçu 5237 sayılı Kanunun 53/1-c. maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlediğinin anlaşılması karşısında, hakkında koşulları oluştuğu halde aynı kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Katılan mağdurenin ifadelerinde sanığın eylemlerinin 2006 yılında başlayıp olayın intikal ettiği 16.11.2013 gününe kadar devam ettiğini bildirdiği son olaydan önceki diğer eylemleri gece yanına gelip sarılmak ya da gündüz fırsatını bulduğunda cinsel bölgelerine dokunup, organını sürtmek şeklinde tariflemekle birlikte cebre ilişkin bir anlatımda bulunmadığı ve mahkemece olayın intikal ettiği gün olan 16.11.2013 tarihinde cebir kullanıldığı kabul edilmekle beraber anılan tarihte katılan mağdurenin on beş yaşından büyük olup cebrin suçun unsuru olduğu nazara alınmadan 5237 sayılı TCK’nın 103/4. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Sanık hakkında tanzim edilen iddianamede 5237 sayılı TCK’nın 102/2, 102/3-c, 35/1, 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilip, yüzüne karşı verilen mütalaada ise, hakkında 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 103/1, 103/3, 103/4, 43/1. maddelerinin tatbiki talep edildiği halde ek savunma hakkı verilmeden aynın kanunun 103/1, 103/3, 103/4, 103/6, 43/1. maddeleriyle cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi ve 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Eylemlerin 2006 yılından 16.11.2013 tarihine kadar davam etmesine rağmen gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yalnızca 16.11.2013 olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.