YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/28835
KARAR NO : 2020/12566
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının yaklaşık son 15 yıldır temizlik görevlisi olarak çalıştığını, söz konusu işyerinin ortaklık yapısının değişmesi ya da devredilmesi sonucu 09.09.2008 tarihinden itibaren iş akdine haksız ve bildirimsiz olarak son verildiği 01.04.2014 tarihine kadar … Temizlik Gıda Elektronik Makine Teknik Servis Hizmetleri San. Tic. Ltd.Şti. taşeron firma üzerinden … Gazete Dergi Basım A.Ş.’e ait işyerinde kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığını, aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davacının işvereninin diğer davalı olduğunu, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, asıl ve tek işverenin diğer davalı olduğunu belirterek husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, şirketin resmi ve özel kuruluşlara ihale usulü iş alarak temizlik işçisi temin ettiğini, tüm işçilere ihale usulü iş alındığı takdirde ihale dönemini kapsayan belirli süreli iş akdi yapıldığını, davacının 09.09.2008 tarihinden 28.04.2014 tarihine kadar şirket bünyesinde çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, şirket ile diğer davalı arasında 01.04.2009 tarihli temizlik ve bakım sözleşmesinin bulunduğunu, ancak asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığından ayrıca anılan adreste şirketin bir işyeri veya ticari faaliyet bulunmadığından şirkete husumet yönlendirilmesinin hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, asıl işveren – alt işveren ilişkisi için yapılan işin asıl işe yardımcı bir iş olması şartı olduğu ancak medya sektöründe faaliyet gösteren … şirketleri için temizlik işinin asıl işin bir bölümü veya parçası olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacak şekilde feshedildiğinin davalı işverenlikçe ispat yükü işverene ait olup, ispat yükümlülüğü yerine getirilemediği anlaşılmakla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Mülga 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür (Yargıtay HGK. 04.06.2011 gün 2010/ 9-629 E. 2011/ 70. K.).
Somut uyuşmazlıkta; dava kısmi dava olarak açılmış olup, davacı işçinin 01.12.2015 tarihli ıslah dilekçesinin davalı … vekiline 14.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin ise 22.12.2015 tarihli dilekçesinde yasal süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, fazla mesai ücreti alacağında ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınmadan hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.