Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2504 E. 2020/3786 K. 05.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2504
KARAR NO : 2020/3786
KARAR TARİHİ : 05.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çaykara Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 03.05.2018 tarih ve 2017/181 E.- 2018/96 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2018 tarih ve 2018/1119 E.- 2018/1319 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı …ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin kefili olduğu iddiasıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının adı geçen kişiye kefil olmadığını, vefat eden babasının kullandığı krediye ilişkin sigorta tarafından ödenen paranın alınabilmesi için davalı banka çalışanı tarafından davacıya bir takım evraklar imzalatıldığını, hileyle kefil yapıldığını öğrenen davacının suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın Çaykara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/7 soruşturma numaralı dosyası üzerinden devam ettiğini, sözleşmenin kefil bölümündeki el yazısı ile yazılan yazılar ve imzanın davacıya ait olmadığını ileri sürerek, davacı aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 15.07.2015 tarihli tarımsal kredi sözleşmesinde asıl borçlu olarak …ile birlikte davacının müteselsil kefil olduğunu, soruşturma dosyası incelendiğinde sadece tek bir sayfadaki imzanın davacıya ait olmadığına dair tespit olduğunu, davacının yaşı sebebiyle ard arda attığı imzalarında farklılık olabileceğinden bu imzanın davacının eli ürünü olduğuna kanaat getirilemediğinin bildirildiğini, davacının sözleşme hakkında bilgi sahibi olduğunu ve sözleşmeyi hür iradesiyle imzaladığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, soruşturma dosyasından alınan imzaya ilişkin bilirkişi raporunun dosyaya celbedildiği, raporda davacının kefalet miktarı, türü ve tarihinin yazılı olduğu 20. sayfadaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, dava dışı kredi borçlusu tanık…’ün beyanında kendisinden kefil istenmediğini belirtmesi kredi karşılığında teminat olarak ipotek göstermesinin tanık beyanını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Çaykara Cumhuriyet Başsavcılığınca, kredi sözleşmesindeki imzalar ile davacıya ait imzalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda sözleşmenin, bütün bilgilerin el ile yazıldığı, kefil verecek kişinin kimlik bilgilerinin, kefil olunacak miktarın yer aldığı bölüm olan 20. sayfasının altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi yönünden ise, davacı tarafından dava açılırken mahkeme veznesine yatırılan 3.739,84 TL harcın davanın lehine sonuçlanmış ve davalının harçtan muaf olması nedeniyle davacıya iade edilmesi gerekirken, davalının ödemesi gereken harç miktarından düşülerek hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün bu yönden düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece hazırlık soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir. TBK’nın 74. maddesi uyarınca ancak ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen mahkumiyet kararları uyarınca belirlenen maddi olgular hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle mahkemece imza incelemesi konusunda deliller toplanarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de 4603 sayılı Kanunda Ziraat Bankası A.Ş, Halk Bankası A.Ş, Tasfiye Halinde Emlak Bankası A.Ş aleyhine açılan davalar bakımından harç muafiyeti getirildiğine ilişkin düzenleme bulunmadığı, 4603 sayılı Kanun’un 4684 Sayılı Kanunla değişik geçici 4. maddesinin 2.fıkrasında getirilen harç muafiyetinin adı geçen bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile yeniden yapılandırma süreci içerisinde açılmış ve açılacak dava veya takiplerle ilgili olup, davada davalı konumunda bulunan Ziraat Bankası A.Ş’ nin sözü geçen yasa hükmündeki muafiyetten yararlanamayacağı gözetilmeden Bölge Adliye Mahkemesince hüküm fıkrasında davalı bankanın harçtan muaf olduğu yönünde hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 2018/1119 Esas, 2018/1319 Karar sayılı ve 17.10.2018 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.