Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/21836 E. 2012/4783 K. 27.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21836
KARAR NO : 2012/4783
KARAR TARİHİ : 27.02.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.000.00 TL maddi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 791.84 TL davacı …’a, 197.76’şar TL diğer davacılara verilmesi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davalı İç İşleri Bakanlığı aleyhine açılan suya vaki müdahalenin önlenmesi davasının kabul ile sonuçlanması nedeniyle davalının haksız eylemi ile (susuz bırakması) murislerinden intikal eden 1084 ve 1097 parseller üzerindeki dikili bağ ve meyve ağaçlarının kuruduğu ileri sürülerek 5000,00 TL tazminatın tahsili istenilmiştir.Davalı, karakol inşaatı sırasında davacıların izni ile suyun alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK.mad.702- Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede akzine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.
Anılan yasal düzenleme, mirasçılardan biri ya da bir kısmının başvurabileceği yasal yolları “terekedeki hakların korunması” ile sınırlı tutmuştur. Açılan dava veya başvurulan yasal yolun bu nitelikte olmadığı durumlarda ana kural (TMK. Mad. 702) geçerli olup, bir ya da bir kısım mirasçının istemi, sıfat yokluğundan reddedilecektir.Davacıların kuruduğunu ileri sürdükleri ağaçların murislerine ait olduğu başka bir ifade ile miras şirketine ait olduğu keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda (terekeye ait) ağaçların tamamı için uğranılan zararın tazmini davasının iştirak halinde olan mirasçıların hepsi tarafından açılması gerekir.Şayet davacılar, sadece kendi miras paylarına düşen tazminatın tahsili için bu davayı açmışlar ise iştirak halindeki paylarda tasarruf caiz olmadığından ve diğer mirasçıların hissesine düşecek payları da kapsamadığından böyle bir davaya diğer mirasçıların katılması ile dahi devam edilmesine olanak yoktur. Başka bir ifade ile davacıların kendi paylarına düşen tazminatı istemeleri halinde davanın hiç bir araştırmaya gerek kalmaksızın reddi gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş; iştirak halindeki mulkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulundugu kuralı ve dolayısıyla davanın acılmasındaki ittifak koşulu, dava şartı nıteliğinde olduğundan ötürü bu cihet re’sen (kendiliğinden) gözetilip davacıların taleplerinin tüm miras şirketine yönelik olması durumunda taraf teşkilini sağlamak; kendi payları ile sınırlı olması durumunda ise davanın reddine karar vermekten ibarettir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.