Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5550 E. 2020/5200 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5550
KARAR NO : 2020/5200
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili, miras bırakan Niyazi Kutlu’nın ölümüyle taraflara intikal eden Çayeli’nde kain taşınmazların tamamının davalı tarafından kullanıldığını ve gelir elde edildiğini, vekil edeninin dava konusu taşınmazlarda miras payı bulunmasına ve davalıyı noter kanalıyla ihtar etmesine karşın karşın elde edilen gelirden faydalanamadığını açıklayarak, elatmanın önlenmesi ile dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için şimdilik 20.000,00 TL ecrimisilin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, bilahare her bir talebinin harca esas değerinin 10.000,00 TL’den ibaret olduğunu beyan etmiştir.
Davalı savunmasında, davacı ile uzun yıllardır görüşmediklerini, davacının muris babalarının cenazesine kadar köye gelmediğini, taşınmazlarda fiili taksimin yapıldığını, davacıya düşen kısmı kullanmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 335 ada 6 parsel, 349 ada 6 parsel, 361 ada 3 parsel, 377 ada 1 parsel, 379 ada 1 parsel ve 1273 ada 3 parsel yönünden davacı hissesi miktarınca elatmanın önlenmesine, davalı tarafından kullanılmadığı tespit edilen diğer taşınmazlar yönünden talebin reddine; davacının küçük yaşta evlenerek Çayeli’nden gittiği, taşınmazların çok uzun zamandır davalının kullanımında olduğu, davacının itiraz etmemekle davalının kullanımına muvafakat ettiği gerekçesi ile tüm taşınmazlar yönünden ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından ecrimisil istemi yönünden temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava konu taşınmazda taraflar elbirliği ile maliktir. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Buna göre, davaya konu edilen taşınmazların sayılan istisnalar dışında olması halinde intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olaya gelince,335 ada 6 parsel, 349 ada 6 parsel, 361 ada 3 parsel, 377 ada 1 parsel, 379 ada 1 parsel ve 1273 ada 3 parsel sayılı taşınmazların uzun süredir davalının kullanımında olduğu gerekçesi ile mahkemece ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş ise de, muris Niyazi Kutlu’nun 11.02.2008 tarihli ölümünden itibaren geçen süre ile ecrimisil davalarının tabi olduğunu 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alındığında, davacının davalının kullanımına muvafakatinin bulunduğunun kabulü doğru olmamıştır.
Buna göre, davalı kivi bahçesi ve çaylık olarak kullandığı taşınmazlardan gelir elde ettiğine ve gelir getiren taşınmazlar için intifadan men koşulu aranmayacağına göre; bu taşınmazlar yönünden gelir metoduna göre davalının hissesi düşüldükten sonra davacının hissesine düşen miktar üzerinden ecrimisile hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.