Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/1632 E. 2013/5493 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1632
KARAR NO : 2013/5493
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortacısı olduğu davalıya ait otomobilin, dava dışı … tarafından sevk ve idaresinde iken karıştığı 17/02/2009 tarihli çift taraflı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin zarar gören 3. şahısların maddi zararları için dava tarihine kadar 12.227 TL ödeme yaptığını, ancak sigortalı aracın sürücüsü…’in yetersiz ehliyete sahip olduğundan sigortalı davalıdan ödemenin geri isteme hakkının doğduğunu ileri sürerek, 12.227 TL’nin 21/07/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, sürücü olan oğlu …’in 15/02/2009 tarihinde B sınıfı motorlu taşıt sürücü sertifikasına hak kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kazaya karışan iki aracın eşit oranda kusurlu olduğu, davalıya ait araç sürücüsü…’in yetersiz ehliyetle araç kullanmasına bağlı kusuru olmadığı ve kazadan önce B sınıfı ehliyet almaya hak kazandığına ilişkin sertifikası bulunduğundan yetersiz ehliyetle araç kullanma durumu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ZMSS Poliçesi Genel Şartlarının “tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran
haller” başlıklı 4/c maddesinde tazminatı gerektiren olayın, aracın Karayolları Trafik Kanunu’na göre gereken ehliyetnameye haiz olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda vukua gelmiş ise, sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği ve fakat ödemede bulunduktan sonra tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Poliçede yer alan bu şart esasen KTK’nin 95.maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmüdür. ZMSS şirketi ehliyetsiz araç kullanılması sebebine dayanarak kendi sigortalısına ancak onun veya sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında rücu edebilir. Zira araç sahibinin sorumluluğu diğer bir deyişle karşı araç malikine tazminat ödeme yükümlülüğü aracı kullanan sürücü ehliyetsiz olsa dahi kusur esasına dayalıdır. Sigortalı aracın, gereken ehliyetnameye haiz olmayan kişi tarafından kullanılması ve bu kişinin (sürücünün) kusurlu olması rücu etmek için yeterli olup, rizikonun gerçekleşmesinden, ehliyetsiz araç kullanmanın asli unsur olması ya da münhasıran ehliyetsizlik sebebiyle kazanın meydana gelmesi gerekmemektedir.
Somut olayda, davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın dava dışı ehliyetsiz sürücü …’nın idaresinde iken meydana gelen kazada 3.kişiye ait araçta meydana gelen hasar sebebiyle 12.227 TL’nin zarar gören aracın kasko sigortacısına ödendiğini belirterek, 12.227 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre davalı aracının sürücüsü… olayda %50 oranında kusurlu olup, karşı araçta 21.583,60 TL tutarında hasar meydana gelmiştir. Davacı, davalı tarafın kusur oranına isabet eden hasar bedelinin rücuen tahsilini isteyebilir.
Davacı … şirketi vekili, sigortalı aracın sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığını iddia etmiş, mahkemece de sürücünün kazadan önce B sınıfı ehliyet almaya hak kazandığına ilişkin sertifikası bulunduğundan yetersiz ehliyetle araç kullanmaya ilişkin bir durumdan bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş ise de, 2918 sayılı KTK’nin 42/a bendinin 1. paragrafındaki “… motorlu taşıt sürücü sertifikasının sınıfına uygun sürücü
belgeleri ile değiştirilmedikçe sahiplerine karayolunda araç kullanma yetkisi vermez” şeklindeki hüküm gereğince, bu sertifikalar sürücüye karayolunda araç kullanma yetkisi vermeyeceğinden davanın bu gerekçeyle de reddi doğru olmamıştır.
Bu halde, mahkemece, sigortacı davacının üçüncü kişiye ödediği tazminat yönünden gerçek zarar miktarı üzerinden, yetersiz ehliyete sahip sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına isabet eden kısmına hükmedilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.