YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4894
KARAR NO : 2020/4996
KARAR TARİHİ : 09.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 76, 161, 200 ve 482 parsel sayılı taşınmazların tümü ile davalı kardeşleri tarafından kullanıldığı ileri sürülerek 2007- 2008- 2009- 2010- 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.07.2015 tarihli dilekçe ile talebini 14.865,95 TL olarak ıslah etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, 2007 yılına ilişkin ecrimisil bedelinin zamanaşımına uğradığı, ecrimisil talep edilen taşınmazların tamamının boş olduğunu, bu durumda intifadan men şartının gerçekleşmediği, davalı müvekkillerin davacı kızkardeşlerinin taşınmazları kullanmasına hiçbir zaman engel olmadıklarını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı …, yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca 2008-2012 yıllarına ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmiş hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu 161,200, 482 ve 76 parsel sayılı taşınmazların tarla niteliğinde olduğu, tarafların muris babaları İsmet Gündüz ile muris halaları Emriye Gündüz adına kayıtlı iken, muris Emriye Gündüz’ün vefat etmeden önce payını davalılardan …’e satış sureti ile devrettiği, anılan satışa ilişkin olarak davacının davalı … aleyhine muris muvaazaası nedeni ile tapu iptali ve tescil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın eldeki dava tarihinden önce kesinleştiği anlaşılmıştır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı).
Somut olaya gelince, Mahkemece, muris muvaazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası uyarınca intifadan men koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, yukarıda açıklandığı üzere tarafların dava konusu taşınmazlarda hem muris babaları, hem de muris halaları nedeni ile hak sahibi olup, davacı tarafından davalılardan … aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının muris halaları Emriye Gündüz’den intikal eden paya ilişkindir. Bunun yanı sıra hangi davalının hangi taşınmazın kaç m2 lik kısmını kullandığına ilişkin fen bilirkişisi rapor ve krokisinde açıklama bulunmadığı gibi davacının payına karşılık çekismesiz olarak kullanabileceği taşınmaz bölümlerinin olup olmadığı Mahkemece araştırılmamıştır.
O halde, Mahkemece, yukarıdaki ilkeler uyarınca yerinde yeniden her bir taşınmazın başında ayrı ayrı yerel, teknik ve uzman bilirkişiler ile taraf tanıkları aracılığıyla keşif yapılarak, taraf tanıkları intifadan men ve taşınmazların kullanım biçimi konularında dinlenilmeli, davacının dava konusu taşınmazlarda payına karşılık çekişmesiz olarak kullanabilecği bir yer olup olmadığı araştırılmalı, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Kabule göre de; dava dilekçesinde 2007-2012 yıllarına ilişkin ecrimisil bedeline karar verilmesinin talep edildiği, Mahkemece hükme esas alınan 13.04.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda 2008-2012 yılları arasına ilişkin hesaplama yapıldığı, bu durumda 2007 yılına ilişkin ecrimisil istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar Ahmet, Osman ve Ümit vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca anılan davalılar yararına BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.