Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/2417 E. 2020/2760 K. 14.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2417
KARAR NO : 2020/2760
KARAR TARİHİ : 14.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 16/04/2014 gününde verilen dilekçe ile hakaret ve tehdit haksız eyleminden kaynaklanan manevi tazminat talebi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; tazminat davasının reddine dair verilen 15/07/2014 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava hakaret ve tehdit haksız eyleminden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davacının dükkanına haciz geldiğini, davalının kredi kartından haciz memurunun çekim yaparak borcun ödendiğini, bunun karşılığında davacı tarafından davalıya senet verildiğini ancak bu senet bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalının davacıya hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, davalı hakkında… 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/04/2014 tarih ve 2013/971 esas, 2014/56 karar sayılı ilamı ile davacıya yönelik hakaret ve tehdit eyleminden hapis cezasına hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiğini belirterek davacının uğramış olduğu manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 58. madde hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; davalının, davacıya yönelik söz ve ifadelerinin davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu gerek dosya kapsamında gerekse olaya ilişkin olarak ceza mahkemesince yapılan yargılama sırasında toplanan delillerle sabittir. Şu durumda; olay
tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 58. maddesi uyarınca davacı yararına uygun bir manevi tazminat hükmedilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.