Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1988 E. 2020/6091 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1988
KARAR NO : 2020/6091
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlunun müvekkilinin amcası olduğunu, haciz yapılan avlu içerisinde müvekkilinin evi olduğu gibi borçlunun da evi olduğunu, ancak borçlunun evinin boş olduğunu,borçlunun 2 yıldır köye ve eve gelmediğini, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu açıklayarak, davanı kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinin davalı borçlunun adresi olduğunu,borçluya ait malların haczedildiğini, davacı ile borçlunun birlikte ellerinde bulundurduğu mal olsa dahi, malın borçluya ait sayılacağını, davacı tarafından ibraz edilen faturaların kesin delil olarak kabul edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, üçüncü kişinin yeğeni olduğunu, mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, borçlu ile davacının ortak avluda yaşadıkları, mahcuzların da avluda bulunduğu, mahcuzların davacıya ait olduğunun fatura ve tanık beyanları ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçlu ve üçüncü kişiye ait evlerin bulunduğu avluda yapılmış olup borçlunun evinin kapalı olduğu görülmüş, üçüncü kişi, borçlunun dava konusu haczin yapıldığı haciz adresine 2 yıldır gelmediğini, … Köyü’nde yaşamadığını iddia etmiş ise de, dava konusu haciz tutanağında adres, olarak … Köyü yazılı olup, borçlu adına “… Köyü” adresine çıkartılan ödeme emrinin borçlunun “geçici olarak Adana’da bulunduğu’’ belirtilerek TK’nin 21. madde uyarınca tebliğ edilmiştir. Bunun yanında, borçlu 03.01.2012 tarihli celsede haciz yapılan köyde oturduğunu, haczin yapıldığı avludaki evlerin birinin kendisine, diğerinin üçüncü kişiye ait olduğunu beyan etmiştir. Yine borçlu, 3.1.2012 tarihli celsede kimlik tespiti sırasında … Köyünde mukim olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, dava konusu haciz borçlunun üçüncü kişi ile ortak kullandığı avluda yapıldığına göre, İİK’nin 97/a maddesi gereğince borçlu ve üçüncü kişinin malı birlikte elde bulundurmaları halinde mal borçlu elinde sayılır. Bu mülkiyet karinesinin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ne var ki, davacının delil olarak dayandığı borcun doğumundan sonra ve dava konusu hacizden birkaç gün öncesine ait ayırtedici özelliği bulunmayan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı faturalar, beyana dayalı düzenlenen muhtarlık yazısı ve tanık beyanları karinenin aksini ispat için yeterli görülmemiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.