Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1469 E. 2020/6433 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1469
KARAR NO : 2020/6433
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, satış ve eklemeli zilyetliğe dayanarak 233 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, zilyetlik koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne; “..233 Ada 3 nolu parselin tapu kaydının iptali ile fen bilirkişisi …’in 18/09/2015 tarihli raporunda belirttiği gibi davacı adına 1849,28 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline..” karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; arsa niteliğindeki dava konusu 233 ada 3 parselin öncesi 588 parsel olup … Kadastro Mahkemesi’nin 27.05.1993 tarih ve 1975/85 Esas, 1993/136 Karar sayılı kararıyla hükmen mera olarak sınırlandırılmıştır. İlgili hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 20.04.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Bu parsel (önce) 09.11.2009 tarihinde cins değişikliği yolu ile hazine adına kayıt edilmiş akabinde 13.11.2009 tarihinde imar ve ifrazı yoluyla dava konusu parsel oluşmuştur.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Söyle ki, dava konusu parselin öncesi 588 parsel sayılı taşınmaz, yukarıda belirtilen kadastro mahkemesi kararında “..kadimden beri mera..” denilerek mera olarak sınırlandırılmıştır. Aynı şekilde yerel bilirkişiler ile bir kısım tanık beyanlarında da dava konusu yerin önceden de mera olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Bu durumda taşınmazın öncesinin mera niteliğinde olduğu hükmen belirlenmiş olup meradan elde edilen yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Meralar Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Meralar özel mülkiyete konu olamayacakları gibi süresi neye ulaşırsa ulaşsın imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.