Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6320 E. 2020/6365 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6320
KARAR NO : 2020/6365
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar, mirasbırakanlarıı…’in hissedar bulunduğu 521 parsel için yıllık 7.920,00 TL üzerinden 5 (beş) yıllık 36.600 TL ve 493 parsel için yıllık 1000 TL üzerinden 5 yıllık 5.000,00 TL olmak üzere toplam 41.660,00 TL ecrimisil bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davalının müdahalenin men-ine karar verilmesini talep ve dava talep etmiştir. Davacılar vekili, 05.02.1016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini hisseye yapılan müdahalenin men’i şeklinde ıslah etmiştir.
Davalı vekili, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, 493 parselin davacıların kendi kullanımında olduğunu, sadece ecrimisil için harç yatırıldığını, meni müdahale talebi için yatırılmış herhangi bir harç olmadığından açılmış bir davada söz konusu olmadığını, bu sebeple meni müdahale davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacılardan … için 1.951,82 TL, … için 2.927,76 TL, … için 2.927,76 TL olmak üzere toplam 7.807,34 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yer (kısım) ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarı olan 41.660,00 TL dava değeri üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da elatılan taşınmazların değeri bilirkişilerce hesaplandığı, ancak bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Şu halde, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili tespit edilen dava değeri üzerinden peşin harcın alınması için süre ve imkan verilmesi, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek hüküm kurulması doğru değildir.
2. Ayrıca; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Hükmün Kapsamı başlıklı 297/2. maddesinde ”Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” denilmiştir.
Somut olaya gelince; dosya içeriğinde davacının dava dilekçesinde 521 ve 493 parsellere ilişkin elatmanın önlenmesine ve 41.660,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, ıslah dilekçesi ile talebini hisseye elatmanın önlenmesi şeklinde ıslah ettiği, Mahkemece hisseye elatmanın önlenmesi talebi yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece hisseye elatmanın önlenmesi talebi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları incelenmeksizin, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.