Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5497 E. 2020/5010 K. 10.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5497
KARAR NO : 2020/5010
KARAR TARİHİ : 10.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili; dava konusu 1724 ada 27 parsel 11 kapı numaralı taşınmaza davalının yapmış olduğu haksız işgal nedeniyle 01.05.2014-31.12.2015 tarihleri arası için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 2740 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talp etmiştir.
Mahkemece; davalının 05.01.2015 tarihinde vefat ettiği davanın ise sonraki tarihte açıldığı, davacının yeterli inceleme yapmadan davayı açtığı ve HMK’nin 124/3 maddesinden yararlanamayacağı, taraf ehliyetinin de dava şartı olduğu ve resen gözetileceği gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisile ilişkindir.
Dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalardan olduğuna göre yazılı yargılama usulüne tabi olup buna göre; yazılı yargılama usulünün nasıl yapılacağı 6100 sayılı HMKnun 118 ve devamı maddelerinde, yazılı yargılama usulüne tabi bir davada ön incelemenin nasıl yapılacağı ise, aynı Kanun’un 137 ila 142. maddelerinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (mad.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (mad.139) ve ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikat duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (mad.137/2) gerekmektedir.
Yazılı yargılama usulüne tabi bir dava açıldığında, mutlaka dilekçelerin değişiminin gerçekleştirilmesi ve ön inceleme duruşmasının yapılması zorunludur. (HGK’nin 2015/18-2560 Esas, 2016/96 Karar.)
Öncelikle belirtmek gerekir ki; duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin İİK’nin 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet başvurusu gibi). Kanun’un açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.
Bilindiği üzere HMK’nin hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nin 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece, davalı taraf dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.