Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/6537 E. 2020/12576 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6537
KARAR NO : 2020/12576
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk ( İş) Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 09/02/2006-30/04/2014 tarihleri arasında davalı bankanın çeşitli kademe ve görevlerinde çalıştığını, 30/04/2014 tarihli fesih dilekçesiyle görevinden ayrıldığını, dilekçenin incelenmesinde 1475 sayılı İş Kanunun 14/1-5 hükmü gereği Amasya SGK İl Müdürlüğünün 28/04/2014 tarihli yazılarında prim ödeme gün sayısının 5996 gün olarak bildirildiğini, müvekkilinin yasa gereği kıdem tazminatına hak kazandığını, 30/04/2014 tarihli ihbar yazısına olumlu bir dönüş yapılmadığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının emeklilik şartlarının oluşmadığını, iradesinin emekliliğini bekleme amacı ile işyerinden ayrılmak değil başka iş arayışının olduğunu, bu kapsamda kıdem tazminatı talebinin reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin emeklilik nedeni ile sona ermesi üzerine kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında; “Davacı vekili dava dilekçesinde kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmediğini iddia ederek toplam 1.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ancak hangi alacak kaleminde kaç lira istediğini açıklamamış, mahkemece bu konuda bir açıklama istenilmemiştir.
Davacı yargılama sırasında talep artırımına gitmemiş, bu yolda bir dilekçe sunmamıştır.
HMK’nın 119/ğ maddesine göre dava dilekçesinde talep sonucu açıkça belirtilmek zorundadır.
Dava yığılmasının olduğu hallerde davacı hangi alacak kaleminde kaç lira istediğini belirtmek zorundadır.
Bu açıklık sağlanmadığı sürece taleple bağlılık, hangi kalemde, ne şekilde hüküm kurulacağı, kaç liraya hangi tarihten, hangi tür faiz uygulanacağı, hangi kalemde, kaç lira reddin olduğu hususları muğlak kalacak, HMK’nın 297. maddesine uygun bir hüküm kurulamayacaktır.
Bu nedenle mahkemece hangi kalemde kaç lira talep edildiği açıklatılmadan yargılama yapılıp, hüküm kurulması ve reddedilen alacak miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak verilen kararın gerekçesinde davacının bilirkişi raporunda hesaplanan miktarda kıdem tazminatına hak kazandığı ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu açıklanmasına rağmen, hüküm fıkrasında talep konusu 985,00 TL kıdem tazminatı hüküm altına alındıktan sonra “ fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verildiği belirtilmiştir. Bu durumda gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki açık olduğundan kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.