YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6653
KARAR NO : 2013/8821
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalının işleteni olduğu aracın, park halindeki bir araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, müvekkili şirket tarafından karşı araç hasarının karşılandığını, sigortalı aracın olay yerini terk etmesi, bu şekilde kaza tespit tutanağı düzenlenmesi ve alkol raporu alınmasını engellemesi nedeniyle müvekkilinin sigortalısından rücu hakkının doğduğunu belirterek 2.531,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın servis işi yaptığını, yolcularını havaalanına yetiştirmesi gerektiği için olay yerini terk etmek zorunda kaldığını, bir kasıt ve kusurun sözkonusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne, 2.531,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesinde, “sigortacı, poliçede tamımlanan motorlu aracın
işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK.na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı genel şartların A/3 maddesinde ” teminat dışında kalan haller”, B/1 maddesinde “rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin yükümlülükleri”, B/3 maddesinde ” sigortacının halefiyeti”, ve B/4 maddesinde ise “zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı” hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, ZMSS Genel Şartları’na ve 6762 sayılı TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklananlar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı … şirketi, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği, bu nedenle kaza tespit tutanağının düzenlenmemiş ve alkol raporlarının alınmamış olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Oysa, poliçe geçerlilik süresi içinde sigortalı aracın belirtilen yer ve şekilde kaza yaptığı sabit olup sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacaktır. ZMSS Genel Şartları’nın A.3. maddesinde teminat dışı haller tahdidi olarak sayılmıştır. O halde mahkemece, davacı … şirketinin hasarın teminat dışında olduğunu somut delillerle ispat edemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değer-
lendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.