YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16487
KARAR NO : 2013/5083
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirket tarafından kasko sigortalı aracın dava dışı …’ın sevk ve idaresinde iken 28/09/2009 tarihinde başka bir araçla çarpışarak hasarlandığını, davalının hasarın teminat harici olduğundan bahisle ödeme yapmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin hasar tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 25/04/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın 12.447 TL üzerinden kabulünü istemiştir.
Davalı vekili, olay sonrasında sürücü değişikliğine gidildiğini, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şekline ilişkin doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediğini, aracı ehliyetsiz … adlı kişinin kullandığını, kaldı ki …’nın da geçerli ehliyetnamesinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 10.000 TL araç hasar bedelinin 03/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah dilekçesi ile artırmış olduğu tazminat isteğinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nin 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nin 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa rizikonun teminat dışında kalıp kalmadığı hususların da toplanmaktadır.
Somut olaya bakıldığında, resmi görevlilerce düzenlenen 28/09/2009 günlü kaza tespit tutanağında, kazaya karışan araçlardan biri olan 06 AG 2771 plakalı aracın sürücüsü … gösterilmiştir.
Ancak, kazadan hemen sonra hastanede alınan ifadelerde, karşı araç sürücüsü …’ın; “kazadan sonra diğer
aracın yanına gittiğini ve aracın ismini sonradan öğrendiği … tarafından kullanıldığını”, karşı araç yolcusu …’ın; “diğer aracı erkek şahsın kullandığını” beyan ettikleri anlaşılmıştır.
Mahkemece, olay gece saatlerinde meydana gelmiş olup birden fazla aracın karıştığı ve yaralananların da olduğu bir kazada …, …,…’nın sigortalı araç sürücüsünü tespit etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı kanaatiyle, araç sürücüsünün farklı gösterilerek ihbar yükümlülüğünün doğru gerçekleştirilmediği ispat edilemediğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, kaza tespit tutanağındaki tutanak mümzileri (polis memurları …,…) ile karşı araçtaki … ile …’ın tanık sıfatıyla dinlenerek tutanak ve hazırlık ifadeleri de okunmak suretiyle sigortalı araç sürücüsünün … olup olmadığı hususundaki çelişkinin giderilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.