YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7646
KARAR NO : 2013/7370
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … İnş. Taahhüt Turizm. San. ve Tic. AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı … vekili, davalı borçlu Şirket aleyhine icra takipleri yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı Şirket vekili, davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, Asıl dava ile Birleşen 2009/254 esas sayılı dosyada iptali istenen tasarrufların borçlu şirket tarafından yapılmadığı gerekçesi ile davaların reddine birleşen 2009/103 ve 2009/303 esas sayılı dosyalarda ise satışı davalı borçlu tarafından yapılmış olan taşınmazlar yönünden kabulüne diğer taşınmazlar yönünden reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ile borçlu Şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olaya gelince, borçlu Şirket tarafından davalı 3. kişi …’a yapılmış satışlar yönünden taşınmazların satış bedeli ile satış tarihindeki gerçek değerleri arasında taşınmazlar üzerindeki ipotek miktarlarının satış bedeline eklenmesi gerektiği nazara alındığında mislin aşan fark bulunmamaktadır. Bu durumda davalı Şirket ile davalı … arasında bir ticari ilişki olup olmadığı ya da Şirket ortakları ile davalı … arasında akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici tarafından hak edilmiş bir taşınmazın yüklenici tarafından kendi üzerine alınmadan 3. bir kişi adına tescilinin sağlanması başka bir ifade ile müteahhidin arsa maliklerine 3. kişilere satış yaptırmasının da tasarrufun iptaline konu olabileceği Dairemizin yerleşmiş uygulamasıdır.
Somut olaya dönüldüğünde arsa malikleri …,… tarafından davalı …’a yapılan satışta, davalı Şirket’in bu taşınmazı hak edecek nisbette imalat yapıp yapmadığı belirlenerek yukarıda belirtildiği gibi davalı 3. kişi … ve davalı Şirket ile ortakları arasındaki ilişkiler belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Arsa malikleri tarafından davalı Şirket’e değil de dava dışı 3. kişiler …,… ’ye yapılan satışlarda dava konusu taşınmazların müteahhit Şirket tarafından gerekli imalatlar yapıldığı kabul edilerek sözü geçen kişilerin de davaya dahil edilmesinden sonra davalı Şirket ile davalı …, … ya da … ile olan bağlantıları araştırılarak ve dava dışı …’nin ve İskender’in borçlu Şirket’in ortağı oldukları ile davalı … ’nın da Şirket ortağının kızı olduğu üzerinde durularak davalı … ’nın taşınmazı dava dışı …’a devrettiği de belli olduğundan davacının davasının bedele dönüştürüp dönüştürmediği ya da hangi taşınmazlar açısından bedele dönüştürdüğü sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir. Belirtilen yönleri amaçlayan davacı vekilinin temyiz itirazları ile borçlu Şirket vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı borçlu Şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde
temyiz eden davacı … ve davalı … İnş. Taah. Turz. San. ve Tic. AŞ’ye geri verilmesine 21.05.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.