Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5072 E. 2020/5250 K. 22.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5072
KARAR NO : 2020/5250
KARAR TARİHİ : 22.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılardan …, ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, dava konusu 648, 1295 ve 1442 parsel sayılı taşınmazların taraflar arasında ortak mülkiyete konu olduğunu ancak tamamının davalı tarafından kullanıldığını açıklayarak, 2011 yılı için 2.300,00 TL, 2012 yılı için 2.700,00 TL alacağın davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacılardan … davasından feragat etmiş, bir kısım davacılar vekili 25.7.2013 tarihli dilekçesi ile talebini 7.920,36 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı taraf, paydaşların kural olarak intifadan men edilmedikçe ecrimisil talep edemeyeceklerini, davacıların kullanımı için 1295 parsel sayılı taınmazı boş bıraktığını, ancak davacılar taşınmazları ekmeyince, davacıların rızası ile taşınmazları ektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, intifadan men şartının gerçekleşmediği, davacılar tarafından Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/566 Esas, 2012/70 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin karar örneği dosyaya ibraz edilmiş ise de bu dosyaya süresinde delil olarak dayanılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılardan …, … ve … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. İntifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir ve yemin dahil her türlü delil ile ispatlanır.
Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yukarıdaki ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacılar tarafından davalı aleyhine Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesinde 2011/566 Esas, 2012/70 Karar sayılı dosyada ortaklığın giderilmesi davası açıldığına göre, ortaklığın giderilmesi davasında dava dilekçesinin davalıya tebliği tarihi ile intifadan men koşulunun oluştuğu açıktır.
Hâl böyle olunca; intifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetileceğinden, davacılar tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasında dava dilekçesinin davalıya tebliğ tarihinden eldeki davanın dava tarihine kadar geçen dönem için davacıların talepleri değerlendirilmek suretiyle, ayrıca, dosya arasında bulunan tapu kaydına göre, dava konusu 1442 parsel sayılı taşınmaz dava dışı …. A.Ş adına kayıtlı bulunduğundan, tedavül kayıtları getirtilmek suretiyle taşınmazın davacılar ile mülkiyet ilişkinin bulunup bulunmadığı hususu da araştırılarak, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde hüküm tesisi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacılardan …, … ve … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.