Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4201 E. 2020/9345 K. 13.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4201
KARAR NO : 2020/9345
KARAR TARİHİ : 13.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve temyiz denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçedeki denetim işlevini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, suçun öğeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olayların açıkça gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan gerekçesiz hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2)Katılan hakkında… Devlet Hastanesince düzenlenen 02.07.2012 tarihli raporunda ” …baş ön sağ kısımda 4 cm, sol ön kısımda 5 cm büyüklüğünde cilt- cilt altı kesi…btm ile giderilebilir, durum bildirir kati tıbbi rapordur…” olduğunun belirtildiği ancak meydana gelen yaralanmanın niteliği ile yüzde sabit iz yönünden rapor alınmadığı anlaşılmakla, mağdurun, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri, geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın adli tıp kurumu ilgili şube müdürlüğüne sevki sağlanarak, yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunu da içerir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması,
3)Sanığın da katılan tarafından basit müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indiriminin, TCK’nin 3. Maddesinde belirtilen orantılılık ilkesi gereğince asgari hadden (1/4) oranında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,13.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.