Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2419 E. 2020/3729 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2419
KARAR NO : 2020/3729
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.04.2017 tarih ve 2014/1418 E. – 2017/615 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.03.2018 tarih ve 2017/856 E. – 2018/335 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, taraflar ve dava dışı … arasında 04.03.2011 tarihinde protokol yapıldığını, bu protokol ile davalı ile …’ün davacıya aylık taksitler halinde toplam 150.660,00 TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, aynı zamanda davacıya taksitlerin ödenmesini teminat altına almak amacıyla senet verildiğini, taksitlerin ödenmesinin aksaması nedeniyle davacının ödenmeyen taksitlerinden kaynaklanan alacağı için ilamsız takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili; mahkemenin görevine itiraz etmiş, taraflar arasında borçlar hukukunda düzenlenen borcun iç yüklenilmesi ilişkisinin bulunduğunu, davacının üzerine düşen edimi yerine getirmediğini, buna göre dava konusu protokolün bağış amaçlı yapıldığının kabulü gerektiğini, bağış sözleşmesinden her zaman dönülebileceğini, davalının ödeme güçsüzlüğü içnde olduğunu, davalının dava konusu protokol ile bağlı olmadığını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, takip öncesi faiz istenilemeyeceğini savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının birleşen dava ile iddialarını genişlettiğini, asıl davada dosyaya sunulan 03.03.2011 tarihli hisse devir ve satış sözleşmesi ile icraya konu protokol incelendiğinde davalının davacıya sadece 25.000.- TL borçlandığını, davalının, davacıdan 25.000.- TL karşılığında 250 adet hisse devralmış olduğunu, bu borcun büyük bir bölümünün ödendiğini savunarak birleşen davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, taraflar arasında akdedilen 03.03.2011 tarihli hisse devir ve satış sözleşmesine göre davacının Nazan Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki hisselerinden 250 adedini 25.000.- TL bedel ile davalıya, 800 adet hissesini dava dışı …’e sattığı, dava konusu 04.03.2011 tarihli protokol ile davalı ile …’ün davalıya mütesesilen ve taksitler halinde 150.660.- TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve davacı alacaklı gösterilmek suretiyle 150.660.- TL bedelli senet tanzim edildiği, davalının protokol çerçevesinde bir kısım ödemeler yaptığı, protokol incelendiğinde borçtan davalı dışında ayrıca …’ün müteselsil sorumluğunun bulunduğu, bu kişi ile davalının borcu birlikte ödeyeceklerinin açıkça protokolde yazılı olduğu, hükme esas alınan rapora göre davacının protokol gereği talebinin üzerinde alacağının bulunduğunun tespit edildiği, asıl ve birleşen davalar arasında bağlantı bulunduğu, takip konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, takiplere yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davaya bakma görevinin ticaret mahkemesinde olduğu, taraflar arasındaki aynı sözleşme ilişkisine dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takiplerine yönelik itirazın iptali davaları arasında bağlantı olduğu, davaların birleştirilerek görülmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraflar arasında öncelikle 03.03.2011 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, devir sözleşmesinden sonra tarafların 04.03.2011 tarihli protokol başlıklı belgeyi imzaladıkları; bu protokol uyarınca toplam 150.660,00 TL’nin, belirlenen taksitler halinde davalı ve dava dışı … tarafından müteselslen ödeneceğinin kabul edildiği ve 04.03.2011 tanzim tarihli teminat senedinin davacıya verildiğini, protokol içeriğinde protokolün hisse senedi sözleşmesinin teminatı olarak düzenlendiğine dair bir kayıt bulunmadığı, tarafların borç miktarını yükseltip ödeme şeklini takside dönüştürdükleri, bunun için herhangi bir koşul veya teminat ifadesi kullanmadıkları, hisse devir borcunun sona erdirilerek yenileme(tecdit) yapıldığı, buna göre ilk derece mahkemesince bakiye borç miktarı tespit edilirken hisse devir sözleşmesinin değil protokol hükümlerinin esas alınmasının yerinde olduğu, protokolde bağışlamadan söz edilmediği gibi davalının protokolde borçlu olarak tanımlandığı, taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu ve 3095 sayılı Kanun’un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre belirlenecek oranda temerrüt faizi yürütülmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun kararın ONANMASINA, dava dosyasının İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne iadesine, aşağıda yazılı bakiye 3.737,21 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, 01.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.