Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/11542 E. 2012/12680 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11542
KARAR NO : 2012/12680
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra emrine itiraz

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Bilecik Osmaneli Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyet Başkanlığı’nın 28.12.2009 tarihli yönetim ve yatırım katılım paylarına ilişkin kararı ile borçlu aleyhinde ilamların icrası yolu ile ilamlı takip başlatılmış ve örnek 4-5 numaralı icra emri tebliğ edilmiştir. Borçlu takip dayanağı kararın ilam niteliğinde olmadığından, ilamlı takibe konu edilemeyeceğinden, icra emrinin takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece takip dayanağı karar ile istenen alacağın tamamının yönetim aidatı kapsamında kaldığı yapılan bilirkişi incelemesiyle tespit edildiği halde, belgenin ilamlı icra yolu ile takibe konabilecek belge vasfında olmadığı gerekçesiyle icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 16.maddesinde; Yönetim aidatları ve hizmetlerin karşılıkları, müteşebbis heyet tarafından parsel büyüklüğüne göre belirlenir. Yönetim kurulunun yıllık bütçesinde belirtilen, bölgenin alt yapı ve müşterek hizmetlerine ait tüm masraflar önceki yıla ait kesin hesap da dikkate alınarak katılımcılar tarafından karşılanır. Belirtilen hizmetlerden yararlanmadıkları gerekçesi ile yönetim aidatlarının ödenmesinden kaçınılamayacağı ve müteşebbis heyetin yönetim aidatı ile ilgili kararlarının ilam hükmünde olduğu, ilamların icrasına ilişkin yolla takibe konulabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda takip dayanağı müteşebbis heyeti kararının anılan Yasanın 16/son maddesi kapsamında kalan yönetim aidatlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi tarafından da bu tespitin yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenleme, takip dayanağı belge ve bilirkişi raporu dikkate alınarak borçlu aleyhinde ilamlı takip başlatılması ve icra emri gönderilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı nazara alınarak, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü ile icra emrinin iptali yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve HUMK:nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4 (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 20.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.