YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6927
KARAR NO : 2020/8858
KARAR TARİHİ : 07.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyete dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Adli tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının tespit edilebilmesi için muayenenin olaydan en az 6 ay geçtikten sonra yapılması gerektiği, müştekinin yaralanmasının yüzünde sabit iz niteliğinde olduğuna dair … Devlet Hastanesi plastik cerrahi uzmanınca tanzim edilen 20.03.2014 tarihli adli raporunun ise; olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden yapılan muayene sonucu düzenlendiği anlaşıldığından, müştekinin yeniden en yakın Adli Tıp Kurumuna tüm tedavi evrakları, raporları varsa grafileri ile birlikte sevk edilerek, yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı ve 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerindeki ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporunun alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre,
2) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-c,son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması, bunun mümkün olmaması durumunda ise SEGBİS sistemi aracılığıyla savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden; savunmasının istinabe yoluyla başka mahkemede aldırılması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (F.C.B. v İtalya, No: 12151/86, 28 Ağustos 1991) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarih ve 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) sayılı kararları ile, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve yine 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
4) Müşteki …’ın olay öncesinde sanığa küfür etmesi nedeniyle sanığın müştekiyi yüzünde sabit iz oluşacak nitelikte yaraladığı kabul edilen olayda, mağdurdan kaynaklanan haksız tahrikin ulaştığı boyuta göre sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-c,son maddeleri uyarınca verilen hapis cezasında TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle asgari oranda(1/4) indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
5) Kasıtlı suçtan verilen uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uygulanmış ise de, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
6) 5. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli Duruşmasız İşlere Ait Kararında, suçta kullanılan ekmek bıçağının Milli Savunma Bakanlığının malı olması nedeniyle yargılamanın sonuçlanmasını müteakip Birlik Komutanlığına iade edilmesi gerektiği belirtilmiş olup, bu haliyle suçta kullanılan bıçağın sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken, TCK’nin 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 07.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.