Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/2077 E. 2020/5572 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2077
KARAR NO : 2020/5572
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali VeTescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davalının kendisi adına asaleten, ablası Neriman Kılıçarslan adına vekaleten, annesinden gelen dava konusu taşınmazları müvekkiline iki milyon TL karşılığında sattığını ve bedelini aldığını, müvekkilinin 1990 yılından bu yana dava konusu taşınmazları kullandığını, ancak sonrasında davalının ortaklığın giderilmesi davası açtığını belirterek 107 ada 4 parsel, 130 ada 33 parsel, 112 ada 177 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu sözleşmeyi imzalamadığını, imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacının ortaklığın giderilmesi davasında bu davaya konu ettiği hususları ileri sürmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere, Neriman Kılıçarslan’a husumet yöneltilmemiş olduğuna, dava konusu taşınmazlarda Neriman payına yönelik pasif husumet bulunmadığından Neriman payına yönelik ret kararının sonucu itibariyle doğru olmasına göre, davacı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin davalı ve davalının payı yönünden davanın reddine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; eldeki dosyada grafoloji ve sahtecilik bilirkişisinden alınan 18.11.2015 tarihli raporda 28.02.1990 tarihli satış sözleşmesindeki imzanın … elinden çıkmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, ancak davacının eşi …’ın özel belgede sahtecilik suçundan yargılandığı, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/374 Esas sayılı dosyasında Jandarma Genel Komutanlığından alınan 11.01.2017 tarihli uzmanlık bilirkişi raporunda aynı sözleşmedeki imzanın … elinden çıktığı kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Saptanan bu olgular karşısında, eldeki dosyada alınan bilirkişi raporu ve ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşıldığından, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, 18.07.2018 tarihli ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgi İlişkili Kurum Ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum Ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 9. ve 16/2. maddeleri de gözönüne alınarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince düzenlenecek bir raporla 28.02.1990 tarihli sözleşmedeki imzanın … elinden çıkıp çıkmadığı hususunun kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde Adli Tıp Kurumu Başkanlığından 28.02.1990 tarihli sözleşmedeki imzanın … elinden çıkıp çıkmadığı hususunun raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınarak, sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre hüküm tesis edilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yukarıda 2. bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.