YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16627
KARAR NO : 2020/10907
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1988 yılının Şubat ayında çalışmaya başladığını, müvekkilinin işine davalı tarafından 25/08/2014 tarihinde son verildiğini ve işten çıkarma sigortaya bildirildiğini, işyerinde çalışması yaklaşık olarak 26 yıl 7 ay olduğunu, iş akdinin 4857 sayılı yasanın 25/11-g fıkrası hükmü uyarınca sona erdirileceğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, dava değerinin sonradan arttırılmasına muvafakat etmediklerini, haksız ve kötü niyetli davanın öncelikle husumet yokluğundan reddini, itirazlarının kabulüyle, zamanaşımı nedeniyle reddini, nihayetinde hukuki dayanaktan yoksun haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddini savunarak yargılama masraflarıyla ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’nın 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’nın 297. maddesinde de verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut olayda Mahkemenin gerekçeli kararında fesih tartışılmamış,alacak kalemlerinin kabulüne yönelik soyut beyanlar sarfedilmiş, gerekçe olarak da“Toplanan deliller, taraf ve tanık beyanları, dosyamız arasına celp edilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava işçi alacaklarına ilişkin olup, davacının davalıya ait iş yerinde yıkamacı olarak çalıştığı ve 25.08.2014 tarihinde işten ayrıldığı, işçi alacaklarının ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı, son olarak 1.140,00 TL ücret aldığı, fazla çalışmalarının bulunduğu, yine ulusal bayramlarda ve tatil günlerinde de çalıştığı, konuya ilişkin alınan bilirkişi raporunda üç farklı tarih aralığı itibariyle hesaplama yapıldığı, 01.01.2002 ve 25.08.2014 tarihleri arası çalışmasına ilişkin yapmış olduğu hesaplamaya göre davacı tarafınca ıslah edildiği, Alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli denetime uygun kabul edilerek rapora iştirak edilerek davacının davalının yanında 01.01.2002 ila 25.08.2014 tarihleri arasında çalıştığı bu dönemlere ilişkin yapılan hesaplama sonucu belirlenen işçi alacaklarına ilişkin davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. “ şeklinde bir açıklama yazılmıştır.
Mahkemenin gerekçeli kararı yukarıda içeriği belirtilen HMK.’nın 297. maddesine uygun değildir.
Mahkemece davacının iddiaları kısaca açıklanmış ise de, taleplerin hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu ve miktarları belirtilmemiş, davalının savunmalarının ne olduğu yazılmamış, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller belirtilmemiş, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açıklanmamış, feshin neden haksız olduğuna ilişkin dosyaya özgü gerekçe oluşturulmadığı gibi hüküm altına alınan alacakların hesabına esas unsurlar (hizmet süresi, ücret, çalışma saatleri vb.) açıklanmamış, bu alacakların kabul sebepleri belirtilmemiştir.
Kararın gerekçesi Mahkeme tarafından dosyaya özgü biçimde oluşturulmalıdır. Bilirkişi raporuna atıfta bulunularak gerekçe oluşturulamaz.
Sonuç olarak Mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’nın 141. Maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 07/10/2020 tarihinde oybirliği ile kabul edildi.