YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4588
KARAR NO : 2020/3924
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.05.2018 tarih ve 2016/592- 2018/559 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 08.10.2013 tarihli alım satım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davacıya ait işletmenin eşyaları ile birlikte 100.000,00 TL bedelle davalıya devrinin kararlaştırıldığını, davalının davacıya 38.570,00 TL ödeme yaptığını, sözleşmede ödeme koşulu olarak kararlaştırılan içki ruhsatının 2013 yılı Aralık ayında çıkarılmasına rağmen, bakiye 61.430,00 TL’lik bedelin ödenmediğini, bakiye alacağın tahsili bakımından icra takibine girişildiğini, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, ayrıca davalının % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında işyerinin devriyle ilgili sözleşme yapıldığı, davalının davacıya ödemesi gereken bakiye borcun bağlandığı koşulun oluştuğu, ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği, davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin devamına, inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2015/10220 esas ve 2016/2582 karar sayılı ve 18.02.2016 tarihli ilamı ile; ”Davalının, davacı tarafından aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla icra takibinde ödeme emri “Atatürk caddesi No:… , Alsancak, Konak, İzmir” adresinde tebliğ edilmiş, ödeme emrine davalı tarafından vekil aracılığıyla itiraz edilmiştir. Ne var ki yargılama sırasında tüm belge ve tebligatlar dava dilekçesinde yazan “ …Pınar Mah…. Sokak No:… Menemen, İzmir” adresine gönderilmiştir. Dava dilekçesini tebliğ alan kişi şirketin temsilcisi sıfatıyla tebliği almış olup, dosya içerisinde mevcut bulunan 24.02.2014 tarihli vekaletname içeriğine göre, davalı şirketi temsile …’ un yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafa gerekçeli kararın tebliği için gönderilen tebligat evrakı, “ … muhatap ismen soruldu tanınmıyor.” şerhiyle iade edilmiştir. Ayrıca incelenen sicil kaydından da dava dilekçesi ve diğer tebligatların usulüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; açılan işbu davada davalı adına çıkarılacak tebligatların davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkartılması gerekirken bu yön gözetilmeksizin dava dilekçesinde bildirilen adrese tebligat çıkartılarak yargılamaya devam edilmesi savunmanın kısıtlanması olup bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan adil yargılanma hakkı ile HMK’nun 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Hükmün anılan bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmede eşya bedeli olarak kararlaştırılan 100.000,00-TL’nin 38.570,00 TL’si peşin olarak ödendiğine göre davalının eşyaları görüp teslim aldığının kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin dava tarihine kadar feshedilmiş olduğu savunulmadığından, davalının sözleşme ile bağlı olduğu, geriye kalan 61.430,00-TL’nin içki ruhsatının alınması şeklindeki vadeye bağlandığı ve davalının içki ruhsatını 21.11.2013 tarihinde aldığına göre davacının geriye kalan 61.430,00-TL’yi talep hakkını kazandığı, sözleşmenin 5. maddesindeki 13.000,00-TL takipçi masrafının yarısının davacıya ait olması itibarı ile 61.430,00-TL den 6.500,00-TL’nin düşülmesi ile davacının davalıdan 54.930,00-TL alacağının kaldığı, bilirkişilerce hesaplanan faiz tutarının 925,27-TL olup, davacının takip talebinde 828,04-TL işlemiş faiz talebinin bu tutardan az olduğu da dikkate alınarak taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan, aşağıda yazılı bakiye 2.856,83 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.