Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5144 E. 2020/3218 K. 25.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5144
KARAR NO : 2020/3218
KARAR TARİHİ : 25.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16/04/2019 tarih ve 2018/321 E- 2019/83 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 07/11/2019 tarih ve 2019/918 E- 2019/1537 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şar Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’nin 2.000.000 TL’ye tekabül eden 2000 adet hissenin 300 adet hissesi oranında şirket ortağı olduğunu, şirketin 31/03/2018 tarihinde yapılan genel kurulunda 2000 payın 1500 payın olumlu, müvekkiline ait 300 olumsuz oyu ile alınan kararla, şirket ana sözleşmesine eklenen 15. madde ile “Şirketin nama yazılı hisse senetlerinin yönetim kurulunun oy birliği ile alacağı karar haricinde devredilemeyeceğine” karar verildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin şirketteki ortaklığını sona erdirme ihtimalinin olduğunu ancak karar ile şirketteki her türlü pay devrinin yönetim kurulunun onayına tabi tutulduğunu, her ne kadar bu değişiklikte amacın payların rakip şirketlere geçmesinin engellenmesi ve ekonomik bağımsızlığın korunması olduğu belirtiliyorsa da amacın müvekkilinin payını şirketteki hissesini hakim ortak dışında 3. kişilere satışının engel olmak ve böylece hissenin değerini talep etme şansını ortadan kaldırmak olduğunu, pay devrinde hissedarlara ön alım hakkı tanımak yerine pay devrini yönetim kurulu kararı onayına bağlı tutulmasının kötü niyetli olduğunu belirterek davalı şirketin 31/03/2018 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, TTK’nın 421. maddesinde nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerine sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oyu ile karar verilebileceğini, TTK 490. maddesinde esas sözleşme ile nama yazılı payların şirketin onayı ile devredilebileceğinin belirtildiğini, genel kurul kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 31/03/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısı tutanağının 6. maddesinde pay devirlerine dair değişikliğin 300.000 TL sermayenin olumsuz oyuna karşılık 1.500.000 TL sermayenin kabul oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiği, davacının genel kurula katıldığı, olumsuz oy kullandığı ancak muhalefetini tutanağa geçirmediği, TTK 446/1-a maddesi uyarınca karara olumsuz oy verilmesinin iptal davası açmak için tek başına yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar iptali istenen genel kurulda alınan karara olumsuz oy kullanılmış ise de, oylamadan sonra muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.