Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/186 E. 2020/3850 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/186
KARAR NO : 2020/3850
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.10.2019 tarih ve 2019/504-2019/1057 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirketin kurucu üyesi ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, davalı şirketin 17.01.2014 tarihli olağan genel kurulda esas sözleşmenin 11. maddesi değiştirilerek tutanağın 6. maddesine göre müvekkilinin İTB A Grubu pay sahibi olarak yönetim kuruluna seçilmesine karar verildiğini, yönetim kurulu kararı ile seçilen kişinin yetkili temsilci olarak davalıya bildirildiğini, tescil ve ilan edilmediği için davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı şirketçe bu kimsenin görevlendirilmesinin 5147 sayılı yasa ve ruhuna aykırı olduğu, aralarında işe iade davası nedeniyle husumet bulunduğu gerekçesiyle yönetim kurulu üyeliğine kabul edilmediğini ileri sürdüğünü ve davalı şirketin 29.05.2014 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında kurum yönetim kurulunun görevinden alındığını, ancak yönetim kurulu üyesi noktasında seçim yapılmadığını, yönetim kurulu üyeliği için boşluk oluştuğunu, yönetim kurulu kararı ile başka bir ismin yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, yönetim kurulunun seçme yetkisinin genel kurula ait olduğunu, genel kurulun seçmediği yönetim kurulu üyesinin yönetim kurulu tarafından seçilemeyeceğini, yeni seçilen üyenin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasının TTK ‘nun 391. maddesinin (d) bendine göre batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; TTK’nun 363. maddesi dikkate alındığında 29.05.2014 tarihli genel kurul kararı sonrası boşalan yönetim kurulu üyeliğine yönetim kurulu tarafından yeni bir üye seçilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını, somut olayda müvekkili şirketin kanunun açıkça kendisine tanımış olduğu bir yetkiyi kullandığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, iddia, savunma, bilirkişi raporlarına, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri devam ederken, 29.05.2014 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısında davacının yönetim kurulu üyeliğinden alınmasına karar verildiği ve yerine de yenisinin seçilmediği, davalı şirketin 03.06.2014 tarihli Yönetim Kurulu Toplantısı’nda alınan kararla, mevcut yönetim kurulu üyelerince, boşalan yönetim kurulu üyeliğine İTO tarafından gösterilen adayın seçildiği, kararın ilk genel kurulun onayına sunularak 07.04.2015 tarihli genel kurul kararıyla da bu seçimin onaylandığı, boşalan yönetim kurul üyesi yerine yenisinin genel kurul kararı ile seçilmemesi üzerine, yeni üyenin yönetim kurulu kararıyla seçilerek daha sonra ilk genel kurula sunularak onaylanmasıyla, yönetim kurulu üyesi seçiminin Türk Ticaret Kanunu’nun 363/1 maddesine uygun tamamlandığı gerekçesiyle yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

F.Y.