YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21753
KARAR NO : 2012/4664
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2.972,99 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalıya ait taşınmazı işyeri olarak 15.01.2008 tarihinde 10 yıllığına kiraladığını, taşınmaza ihtiyaç kalmaması üzerine 15.02.2009 tarihinde taşınmazı tahliye ettiğini, 2009 yılı kira bedelini peşin ödediğini, oturulan kira dönemi parası düşüldükten sonra hesaplanan 2.972,99 TL alacağın davalı taraftan Tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, kiracının sözleşmedeki hangi tahliye sebebine dayandığını ihtar yazısında bildirmediğini, ihtar süresinde yapılmadığı için tahliyenin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkeme, davacı kiracının tahliye iradesini ve sebeplerini kira sözleşmesinde kararlaştırılan şekilde tahliye tarihinden en az 1 ay öncesinden davalı kiralayana bildirmediğinden tahliyeden sonraki zamana isabet eden kira bedellerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde hüküm kurmuş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya kapsamına göre taraflar arasında düzenlenen 15.01.2008 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi gereğince; davacının kiracı bulunduğu taşınmazı 15.02.2009 tarihinde tahliye ettiği ve 2009 yılı kirasının 3.243,26 TL olarak peşin ödendiği, aylık kiranın ise 270,27 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı kiracı tarafından 13.02.2009 keşide tarihli ihtarname ile kiralanana ihtiyaç kalmadığından 15.02.2009 tarihinde tahliye edileceği bildirilmiş, taşınmaz 15.02.2009 tarihinde tahliye edilmiştir.Kural olarak, davacı, kira sözleşmesi süresince kiraladığı taşınmazın kira bedellerinden sorumludur. Yine, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin özel şartlarının 11. maddesinde; “ şirket kira süresinin bitiminden 30 gün evvel kiralananı tahliye edeceğini yazı ile kiralayana bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl daha uzamış sayılır” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Sözleşmede kiracının, kiralayanın bilgisi ve rızası olmaksızın, haklı bir nedene de dayanmaksızın kira süresinin bitiminden önce kiralananı tahliye etmesi sözleşmeye aykırı davranış sayılır. Böylesi durumda kiracı kiralayanı bu yüzden uğradığı zararı tazminle zorunludur. Ne var ki, BK.nun 98.maddesi yollamasıyla sözleşmelerde de uygulanması gereken 44.maddesi uyarınca kiralayan da, kiralananı aynı miktarda aynı koşullarla yeniden kiraya vermek konusunda gereken çabayı göstermeli ve böylece zararın artmasına sebebiyet vermemelidir. Aksi takdirde artmasına sebep olduğu zarar tutarını kiracıdan isteyemez.
Bu durumda davalının tahliyeyi öğrendiği tarihten itibaren aynı kira parası ile ne kadar sürede taşınmazı kiraya verebileceği hususu bilirkişi aracılığı ile saptanarak oluşacak sonuca göre taşınmazın boş kaldığı ayların kira parası yönünden davacının sorumlu olduğu miktar belirlenerek peşin ödenen kira bedelinden belirlenen miktar düşülerek karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile davanın reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.