YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/339
KARAR NO : 2020/4167
KARAR TARİHİ : 15.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.05.2018 tarih ve 2018/85 E- 2018/531 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.11.2019 tarih ve 2018/1161 E- 2019/1524 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Türk vatandaşı olan müvekkillerinin Almanya’da yaşadığını, ticari faaliyetlerine burada devam ettiklerini, müvekkillerinden …’in sahip ve maliki olduğuarsasına davalı tarafından yapılan inşaat esnasında tanıştıklarını, davalının temsil ve idaraye yetkili ortak olduğu FDS Yap. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin üzerinde çalıştığı projelerin önemi ve bunların gerçekleştirilmesi halinde getirisi konusunda iknaları sonucu duyulan güven nedeniyle müvekkillerinin şirkette hisse devri suretiyle bedeli ödenerek devir ve temlik alarak ortak olduklarını, şirketin kredi borçlarına şahsi kefil olduklarını, müvekkillerinden …’in taşınmazını şirketin kredi borcuna ipotek verdiğini, davacının şirket adına kredileri kullanıp şirket borçlarını ödemediğini, 1.000.000.-TL tutarın davacının zimmetinde kaldığını, davalının güveni kötüye kullanarak müvekkillerini zarara uğrattığını ileri sürerek, her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacıların adreslerinin belli olmadığını, davacılan birlikte dava açmalarının usulsüz olduğunu, davacıların taleplerinin açık olmadığını, talep edilen tazminatın türünün belli olmadığını, yönetim kurulu kararının eksik olduğunu, müvekkilinin şirketin başlarda içinde bulunduğu mali sıkıntıları aşacak güçte olduğunu ancak resmi ortakların şirketi yalnız bırakması nedeniyle şirketin içinden çıkılamayan bir hale düştüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, TTK’nun 555/1 madde hükümleri uyarınca şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, yargılamanın 09.05.2018 tarihli oturumda davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtilen 100.000.- TL tazminatın davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, buna göre davacıların davayı takip yetkisinin olmadığı, bu davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 15.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.