Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2016/11155 E. 2019/8474 K. 10.12.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11155
KARAR NO : 2019/8474
KARAR TARİHİ : 10.12.2019

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.06.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, 104 ada 1 parsel,102 ada 242 parsel, 102 ada 252 parsel, 102 ada 237 parsel sayılı taşınmaz ile 07 PH 472 plakalı traktör ile damperli römork üzerindeki ortaklığın satılarak giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, 102 ada 237 parsel sayılı taşınmazdaki binanın kendisi tarafından yapıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Diğer bir kısım davalılar, davanın redini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; davalı …’un dava konusu 102 ada 237 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapı hakkında muhdesat iddiasının olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davalı …’a ait olduğu hususunda tarafların ittifak edip etmedikleri üzerinde durularak ittifak etmiyorlarsa, muhdesat iddiasında bulunan davalıya bu iddiası hakkında muhdesat aidiyetinin tespiti davası açmak üzere süre verilmesi, dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta mahkemece 4.12.2015 tarihli muhdesat iddiasında bulunan tarafın yokluğunda yapılan duruşmada “HMK 165 maddesi gereğince bilirkişi raporlarında belirtilen paylaşımı tarafların kabul etmemesi halinde muhdesata ilişkin asliye hukuk mahkemesinde dava açmaları için iki haftalık kesin süre verilmesine, tarafların dava açmamaları durumunda tapu kaydındaki oranlara göre paylaşımın yapılacağının ihtarının tebliğ evrakına şerh düşülmesine” şeklinde ara karar kurulmuş ise de tebliğ zaptında bu hususta şerh olmadığı anlaşıldığından ara karar gereğinin yerine getirildiğinden söz edilemez.
Bu durumda mahkemece; muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmak üzere davalı …’in duruşmada hazır olması halinde yüzüne karşı tefhim edilerek, duruşmada hazır olmaması halinde ise ara kararın açıklandığı meşruhatlı tebligat ile tebliğ ile muhdesat aidiyetinin tespiti davası açmak üzere süre verilmesi, dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.