YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5240
KARAR NO : 2020/4381
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.04.2018 tarih ve 2017/244 E- 2018/148 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.09.2019 tarih ve 2018/1435 E- 2019/922 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ve yaygın dağıtım ağına sahip A101 markası ile halk arasında ve sektörde bilinen, hızla büyüyen, ülkenin tamamında faaliyette bulunan, kendi adına tescilli yüzlerce markası olan bir perakende satış firması olduğunu, davalı şirketin 2016/44100 sayılı “Combine” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli “KOMBİNET” ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, itirazın Markalar Dairesince reddedildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, anılan kararının davalı Kurumun önceki kararları ile çeliştiği gibi usul ve yasaya da aykırı bulunduğunu, markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı başvurusunun hiçbir ayırıcı vasfının olmadığını, öte yandan müvekkili markasının tanınmış olduğunu ve 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca da başvurunun tescilinin mümkün bulunmadığını, davalının iyi niyetli olarak başvuru yapmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2017-M-3161 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin 1998 yılında Türkiye’nin lider holdinglerinden Kibar Holding bünyesinde gıda sektörü yatırımı olarak kurulduğunu, Türkiye’de gıda sektörünün lider isimlerinden biri haline geldiğini, davacının itirazına mesnet markanın kelime ve şekil markası, müvekkili başvurusunun ise kelime markası olduğunu, markalar arasında harf farklılıklarının yanında renk ve şekil unsurlarından kaynaklanan görsel farklılıklar bulunduğunu, iltibas tehlikesinden söz edilemeyeceğini, davacı tarafın tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, başvuru kapsamında yer alan 29. sınıftaki malların davacının itirazına mesnet markanın kapsamındaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu, 30. ve 32.sınıftaki mallar yönünden ise böyle bir benzerliğin bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacı … işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının gerçekleşmediği, taraf markalarının aynı veya benzer olmaması nedeniyle somut uyuşmazlığa 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi hükmünün de uygulanamayacağı, davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.