YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6686
KARAR NO : 2020/6548
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenine, davalıya ve dava dışı mirasçılara 09.04.2005 tarihinde ölen muris babalarından intikal eden 133 ada 21 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dükkanın, murisin ölüm tarihinden itibaren davalı tarafından kullanılmakta olup davalının, kendisinden talep edilmesine rağmen müvekkilinin payına düşen taşınmaz geliri kısmını kendisine ödemediğini, bu nedenle de vekil edeninin açtığı davada 2007 yılında dava konusu taşınmaz hakkında Serik Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/381 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesine karar verildiğini açıklayarak, murisin ölüm tarihi olan 09.04.2005’ten itibaren dava tarihi olan 22.05.2015’e kadar süre davalıdan tahsilini talep etmiş, daha sonra 30.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile ecrimisil talep miktarını 6.667,00 TL’ ye çıkarmıştı.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların murislerinin ölüm tarihinden sonra bir araya gelerek murisin terekesini kendi aralarında paylaştıklarını, bu paylaşımda vekil edenine o tarihte sağ olan annelerine bakmak, sağlık giderlerini ve iaşesini karşılamak kaydıyla dava konusu dükkanın düştüğünü, müvekkilin bu paylaşım tarihinin bir yıl öncesinden başlayarak taşınmazı kullandığını, davacının tarafların murisinin ölüm tarihi olan 09.04.2005’ten dava tarihi olan 22.05.2015’e kadar olan zaman aralığına ilişkin ecrimisil talebine karşı ecrimisil alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle zamanaşımı def’inde bulunduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “…tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, dava konusu taşınmazın taraflara muris babalarından intikal ettiği, murisin diğer mirasçıları tarafından annelerinin ölümüne kadar sağlık masraflarının karşılanması karşılığında söz konusu dükkanın davalı tarafından kullanılmasına ve kira ödememesine rıza gösterildiği ancak, annelerinin 2010 yılında ölümünden sonra da davalının kira ödememeye devam ettiği, davacının miras payının 1/6 olduğu anlaşılmakla inşaat bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının davasının kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar vermek gerektiği…” gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne; 750,00 TL ecrimisil bedelinin 22.05.2011 tarihinden itibaren; 875,00 TL ecrimisil bedelinin 22.05.2012 tarihinden itibaren; 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin 22.05.2013 tarihinden itibaren; 1.125,00 TL ecrimisil bedelinin 22.05.2014 tarihinden itibaren; 1.250,00 TL ecrimisil bedelinin 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil isteğine ilişkindir.
Somut olayda tapu kaydında davacının 1/6 oranında pay sahibi olduğu yazılı olduğuna ve hükmedilen ecrimisile esas 5 yıllık süre aralığında davacının taşınmazda 1/6 oranında pay sahibi olduğunun anlaşıldığına göre, ecrimisil miktarının hesaplamasında ve değerlendirilmesinde 1/6 oranının dikkate alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulü suretiyle hüküm altına alınan ecrimisil bakımından, dönemsel ecrimisil miktarlarının tespitinde tapuda davacı adına kayıtlı 1/6 oranının değil de, murisin daha eski tarihli mirasçılık belgesinde davacının miras payı olarak gösterilen 1/8 oranının esas alınarak keşfen bilirkişi raporunda belirlenen dönemsel ecrimisil bedellerine mahkemece hükümde 1/8 oranı uygulanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmaya göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.