YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/22763
KARAR NO : 2012/4236
KARAR TARİHİ : 21.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.900 TL alacak ve şimdilik 100 TL maddi 100 TL manevi tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı ile davalıların, davalılara ait evin satışı konusunda anlaştıklarını, 1000TL. peşinat verildiğini, bakiye bedelin ise tapu devri sırasında ödeneceğini, davacının evi satın aldığı inancı ile eve tadilatlar yaptırdığını, anca tapu devri sırasında davalıların satıştan vazgeçtiklerini, beyan ederek, peşin ödenen 1000 TL., daireye yapılan taminat bedeli 2900 TL.’nin, bu olay nedeni ile duyulan üzüntünün karşılığı olarak da 100 TL.maddi ve 100 TL.manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalılar savunmalarında, davacının satış bedelini ödememesi sebebi ile satıştan cayıldığını, alınan 1000 TL. kaporanın cayma akçesi olarak alındığını, taşınmazın davacıya satılacağına inanılarak, 3.şahıslara arzın durdurulduğunu, sunulan fatura ve belgelerdeki tamiratların yapılmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, dava konusu dairenin kendisine davalılar tarafından teslim edildiğini ve bu daireye bir takım tadilatlar yaptığını beyan ederek bu tadilatların bedelini talep etmektedir. Yargılama sırasında, dava konusu dairede oturan kiracı, davacı tanığı olarak dinlenmiş, tanık beyanında “davalıların kendisine talimat vermesi üzerine, dairenin anahtarını davacıya teslim ettiğini” ifade etmiştir. Ancak davalı taraf dairenin davacıya teslim edilmediğini iddia etmektedir. Bu durumda davacı, dairenin davalılar tarafından kendisine usulünce teslim edildiğini ispat edemediği, tek tanık beyanının ispat için yeterli görülmediği ve davacının bu tadilatları yaparken iyi niyetli olmadığı sonucuna varıldığından bu yöne ilişkin red kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak, Borçlar Kanununun 61.maddesi uyarınca; haklı bir sebep olmaksızın başkasının zararına mal iktisap eden kimse onu iadeye mecburdur. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.Sebepsiz zenginleşme mal varlığının aktifinin artması veya pasifinin azalması ya da fakirleşmekten kurtulma şeklinde gerçekleşebilir.Somut olayda, taraflar arasında yapılan adi yazılı sözleşme ile taşınmaz davalılar tarafından davacıya satılmış ve davacı tarafından da davalılara 1000 TL. kapora verilmiştir. Ancak, taşınmaz satışının geçerli olabilmesi, tapuda yapılacak resmi devir ile mümkündür. Resmi şekilde yapılmış taşınmaz satışı olmadığı için, taraflar birbirlerinden aldıklarını iade etmek zorundadırlar.Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, davacı alıcının taşınmazı satın alacağı inancı ile davalı tarafa ödemiş olduğu kaporonun davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.