YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14008
KARAR NO : 2013/6367
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların murisinin kullandığı aracın kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda, davacıya ait araçta hasar oluştuğunu, ayrıca çalışamadığı sürede kazanç kaybı meydana geldiğini ileri sürerek, toplam 5.800,00 TL. tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 4.500,00 TL. nın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar müteveffa …mirasçısı davalılar tarafından Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/540 Esas sayılı dosyasından … aleyhine açılan maddi (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat davasının tereke yönetimine dair eylemde bulunma (terekeyi sahiplenme) anlamına geldiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, destekten yoksun kalma tazminatı, 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 45/II. Maddesinde (6098 Sayılı BK’nun 53/3.md.) düzenlenmiş olup; “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun
kalınan zarardır. Bu tazminat eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda herhangi bir ihtilaf yoktur. Ancak, murisin trafik kazasından kaynaklanan bir “sorumluluğu” söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumludur. Aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK’nun 15.06.2011 gün ve 2011/17- 142- 411 E., K. ve 20.04.2011 gün ve 2011/17- 34- 216 E., K. sayılı ilamları).
Dairemizin yerleşik uygulamasında da bu zarar türünün yansıma yolu ile doğrudan destekten yoksun kalanlar üzerinde doğduğu, miras hukukundan bağımsız bir talep olduğu kabul edilmektedir.
Özet olarak, destekten yoksun kalma tazminatı terekeye dahil bir tazminat olmayıp, ölenin desteğinden yoksun kalanların ölüm nedeniyle ortaya çıkan, miras hukukundan (terekeden) bağımsız, yansıma yolu ile uğranılan maddi zararın tazmini amacını güden bir zarar olduğundan, mahkemece yukarıda anılan davanın terekeyi sahiplenme olarak nitelendirilmesi doğru değildir.
O halde, yukarıdaki açıklandığı üzere, somut olaydaki gibi murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçılarının bundan sorumlu olacağı açık olmakla birlikte, yargılama sırasında müteveffanın terekesine ait herhangi bir mal varlığı tespit edilememesine göre, eldeki davanın konusunu oluşturan “trafik kazası nedeniyle haksız eylem tazminatı” talebinin mahkemece miras hukuku hükümlerine göre terekenin borcu olarak değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı yanın terekenin borca batık olduğu yönündeki savunması da tartışılıp değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 6.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.