Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5885 E. 2020/6275 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5885
KARAR NO : 2020/6275
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın 1 ve 7 nolu bağımsız bölümler yönünden kabulüne, 2 ve 8 nolu bağımsız bölümler yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olup, hükmün davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde maliki olduğu, 587 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki binanın 1, 2, 7 ve 8 nolu bağımsız bölümlerin davalılar tarafından hiçbir kanuni ve akdi nedene dayanmaksızın beş yıldan beri ev ve depo olarak kullanıldığını, davalılara taşınmazlara yönelik işgallerine son vermeleri hususunda yapılan uyarıların sonuçsuz kaldığını açıklayarak davalıların anılan taşınmazlara vaki haksız elatmalarının önlenmesini, taşınmazların haksız biçimde kullanımı nedeniyle dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere toplam 16.500,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 30.12.2015 tarihli keşifte ise dava konusu taşınmaz üzerindeki bağımsız bölümlerden 2 ve 8 nolu bağımsız bölümler yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.
Davalılar usulüne uygun tebligatlara rağmen cevap dilekçesi sunmamışlar, duruşmalarda ise dava konusu edilen bağımsız bölümleri davacının rızası ile kullandıklarını beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, “…. somut olayda davalıların taşınmazda herhangi bir hakkı olmadığı halde davacı adına tapuda kayıtlı taşınmazları işgal etmek suretiyle davacının kullanımına engel olduklarının anlaşıldığı, keşifte dinlenen tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde davalıların davaya konu yeri haksız şekilde kullandığının sabit olduğu, davacının 2 ve 8 nolu bağımsız bölümler yönünden davadan feragat ettiği, 1 ve 7 nolu bağımsız bölümler yönünden ise davasına devam ettiği, bilirkişi raporuna göre 7 nolu bağımsız bölüm olan deponun değerinin 20.000 TL olup bu deponun geriye dönük beş yıllık toplam ecrimisil bedelinin 7.065,00 TL olduğu, ayrıca 1 nolu bağımsız bölüm olan dairenin değerinin 100.000 TL olup bu dairenin geriye dönük beş yıllık toplam ecrimisil bedelinin 13.983,33 TL olduğu, bu haksız kullanım bedeli olan 13.983,33 TLnin davalılardan tahsili ve davalının davaya konu yeri haksız kullanması nedeniyle 587 ada, 19 parselde kayıtlı 1 ve 7 nolu bağımsız bölümlere davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesi gerektiği ancak kısa kararda 7 nolu bağımsız bölüm yönünden sehven 7.065,00 TL ecrimisil bedeli için davacı lehine hüküm kurulması gözden kaçırılmış olup kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmamak açısından sadece gerekçe kısmına bu eksikliğin yazılması ile yetinildiği…” gerekçesiyle davanın kabulüne, 587 ada 19 parsele kayıtlı 1 ve 7 nolu bağımsız bölümlere davalıların yaptığı müdahalenin men’i ile 13.983,33 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine; 2 ve 8 nolu bağımsız bölümler yönünden davacının feragat etmesi nedeni ile talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava müdahalenin men’i ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde maliki olduğu 587 ada 19 parsel sayılı tasınmazdaki binanın 1, 2, 7 ve 8 nolu bağımsız bölümlerin davalılarca haksız biçimde kullanıldığını belirterek davalıların anılan bağımsız bölümlere yönelik elatmalarının önlenmesini ve taşınmazların haksız biçimde kullanılması nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için toplam 16.500,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, yapılan keşifte ise imzalı beyanı ile 2 ve 8 nolu bağımsız bölümler yönünden davadan feragat etmiştir. 30.12.2015 tarihli keşif neticesinde alınan 01.02.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda 1 nolu bağımsız bölüm yönünden toplam ecrimisil miktarı 13.983,33 TL ve 7 nolu bağımsız bölüm yönünden ise toplam ecrimisil miktarı 7.065,00 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı herhangi bir şekilde ıslah talebinde bulunmamasına rağmen Mahkemece 09.06.2016 tarihli yargılama oturumunda 2.012,00 TL ıslah harcının yatırılması için davacı tarafa kesin süre verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece varılan sonuç usul hükümlerine aykırıdır. Talep dört adet bağımsız bölüm için toplam 16.500,00 TL olmasına rağmen ve sonradan bu bağımsız bölümlerden 2 ve 8 nolu bölümler yönünden davacının davadan feragat etmiş olmasına rağmen takip edilen 1 ve 7 nolu bağımsız bölümlerden hangisi için ne kadar ecrimisil talep edildiği belirlenmemiştir. 6100 sayılı HMK’nin 31. maddesi uyarınca bağlamında davacıya talebinin açıklattırılması çerçevesinde başlangıçtaki toplam ecrimisil miktarı göz önünde bulundurularak hangi bağımsız bölüm için ne miktar ecrimisil talep ettiği açıklattırılmalıdır. Diğer yandan ıslah talebi olmadığı halde Mahkemece re’sen keşifte belirlenen ecrimisil miktarı üzerinden sanki ıslah yapılmış gibi tamamlanma harcının yatırtılması da usul hükümlerine aykırıdır.
Bundan ayrı olarak 29.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda 7 nolu bağımsız bölüm için 7.065,00 TL, 1 nolu bağımsız bölüm için 13.983,33 TL ecrimisil hesaplanmasına rağmen Mahkemece hüküm kurulurken yanlışa düşülerek her iki bağımsız bölüm için toplam 13.983,33 TL ecrimisile hükmedilmesi de dosya içeriğine uygun olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmaya göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.