Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/8896 E. 2020/10878 K. 16.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8896
KARAR NO : 2020/10878
KARAR TARİHİ : 16.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında
sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 12/01/2016 tarih, 2016/43 numaralı iddianamesi ile sanığın, katılan …’a yönelik “30/12/2015” ve “01/01/2016” tarihlerinde kasten yaralama suçunu işlediği iddiasıyla 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-a, 53. maddeleri uyarınca iki kez cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında; yapılan yargılama sonunda, sanığın hangi tarihli eylemi nedeniyle beraatine, hangi tarihli eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği, hükümlerin gerekçesinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan, eksik ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle karışıklığa neden olunması,
3) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde; “Sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde sanığın yakın tarihlerde daha önceden kasten suç işlemiş olduğu, sanığın geçmiş durumu dikkate alınarak sanığın uslanmadığı ve bu nedenle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat getirilmediğinden” şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verildikten sonra, “…yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeni ile tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemece olumlu kanaat oluştuğundan” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının TCK’nin 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması,
4) Katılanın TCK’nin 29. maddesi kapsamında “haksız tahrik” olarak kabul edilen eylemi, hükmün gerekçesinde denetim olanak verecek şekilde açıklanmadan, sanığın cezasından (1/4) oranında haksız tahrik indirimi uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin, katılan vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.