Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1698 E. 2012/5722 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1698
KARAR NO : 2012/5722
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/20296 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Tuzla İcra Müdürlüğü’nün 2010/4299 sayılı Talimat dosyasında yapılan 29.09.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlunun haciz adresi ve mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir… Davalı (alacaklı) vekili, borçlu şirketin davacı şirketin ortağı ve borçlu şirket sahibinin de oğlu olan Tr’i geniş yetkilerle vekil tayın ettiğini, dava konusu haciz sırasında borçlu adına düzenlenmiş sevkiyat fişinin bulunduğunu, öte yandan aynı adrese sonradan gidildiğinde fabrika binasının gayri faal olduğunun tespit edildiğini ve borçluya ait kargo belgesinin bulunduğunu, istihkak ididasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “ödeme emrinin takip borçlusunun ticaret sicilde kayıtlı adresinde tebliğ edildiği, haczin burada yapılmadığı, ancak üçüncü kişi şirket yetkilisinin borçlu şirketin bir çok konuda yetkilendirilmiş vekili aynı zamanda şirket sahibinin de oğlu olduğu, davacı ve borçlu arasında ortaklar itibarı ile organik bağ bulunduğu, hacizde borçluya ait belgelerin ele geçtiği, öte yandan istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli delillerin sunulamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz sırasında 12.600,00.-TL değerinde mahcuzlar muhafaza altına da alınmıştır. Davacı adına istihkak iddiasında bulunan çalışanı şirket ortağı ya da yetkilisi olmadığından malların davacıya ait olduğu yönündeki beyanı, İİK’nun 96/ maddesindeki 7 günlük hak düşürücü süreyi kesen bir işlem olarak kabul edilemez.
Bununla birlikte iş yerinden yüklü miktarda eşyanın haczedilip götürülmesi nedeni ile davacı şirket yetkilisi ya da ortaklarının haczi aynı gün öğrendiğinin kabulü gerekir.
İstihkak iddiası doğrudan dava açılarak ileri sürülmüştür ve öncesinde de 7 günlük süreyi kesen bir işlem bulunmamaktadır. Bu koşullarda davanın süre aşımından reddi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki verilen red kararı sonucu itibarı ile doğrudur ve vekâlet ücreti ile ilgili de davacı vekilinin açık temyizi bulunmamaktadır.
Bu durumda sonucu itibarı ile doğru olan hükme ilişkin davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 2,75 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3.kişiden alınmasına 7.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.