Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/16389 E. 2013/19652 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16389
KARAR NO : 2013/19652
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, 16.05.1978 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak alınmasını, 01.02.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; 05.11.1975-06.07.1977 tarihleri arası 600 gün SSK’ya yapılmış askerlik borçlanma süresi, 16.01.1980-17.10.1982 tarihleri arası 991 gün 3201 sayılı Yasa uyarınca ve SSK kapsamında yapılmış yurt dışı borçlanma süresi, 01.01.1994-01.09.1994 tarihleri arası 120 gün 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık süresi, 01.09.1994 – 31.12.1994, 01.01.1995 – 28.11.2006, 01.07.2008 – 22.08.2008 ve 01.09.2008 – 13.04.2009 tarihleri arası 4.681 gün 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresi ve 29.11.2006 – 31.12.2007, 23.08.2008 – 31.08.2008, 02.03.2009 – 30.04.2009, 01.05.2009 – 31.01.2012 tarihleri arası 1.263 gün zorunlu SSK sigortalığı olmak üzere toplam 7.655 prim gün sayısı bulunan ve 16.01.1980 tarihi itibarıyla Alman rant sigortasına giriş yapan davacının 31.01.2012 günlü tahsis başvurusu, sigorta girişinin 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü uyarınca 30.07.1989 tarihi alınıp, 4759 sayılı Yasayla değişik 506 sayılı Yasanın geçici 81.madde hükmü kapsamında ve SSK’dan yapılan değerlendirmeyle tahsis talebinin reddi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme, 600 gün askerlik borçlanma süresini de dikkate alarak sigorta başlangıcının 16.05.1978 tarihi olduğunun tespitine ve toplam 7.655 prim gün sayısı gözetilerek 1479 sayılı Yasanın geçici 10.madde hükmü kapsamında yapılan değerlendirmeyle 4/1-b’den tahsise karar vermiştir.
a)Alman rant sigortasına 16.01.1980 tarihi itibarıyla giriş yapan davacının, 05.11.1975 – 06.07.1977 tarihleri arası 600 gün askerlik borçlanma süresi de dikkate alınmak suretiyle, Türkiye’deki sigorta başlangıcının 16.05.1978 tarihi olarak belirleyen mahkeme kabulü yerindedir..
b)Ancak yukarıda belirtilen toplam 7.655 prim gün sayısı dikkate alınarak ve son 1.263 günlük sigortalılık süresinin SSK’dan geçmiş olması nedeniyle, tahsis şartlarının 506 sayılı Yasanın geçici 81.madde kapsamında değerlendirilmesi gerekirken; 1479 sayılı Yasanın geçici 10.madde hükmü çerçevesinde tahsise karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre dahi, anılan madde hükmü kapsamında(1479 sayılı Yasanın geçici 10.maddesinin üçüncü fıkrasının e alt bendi uyarınca 58 yaşa tabi olacağından) 31.01.2012 günlü tahsis başvuru tarihi itibarıyla Bağ-Kur’dan tahsis şartlarının varlığından da bahsedilemez.
c)Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesini düzenleyen 2829 sayılı Yasanın “Aylığı Bağlayacak Kurum” başlıklı 8’inci madde hükmü, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içerisinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumun mevzuatına göre aylık bağlanacağını öngörmüştür.
Dava konusu olayda, yukarıda belirtilen sigortalılık süreleri ile prim gün sayılarına bakıldığında, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içerisinde fiili hizmet süresi fazla olan sigortalılık, 1.263 gün ile SSK olması ve buna göre de tahsis koşullarının 506 sayılı Yasaya göre belirlenmesi gerekir ise de; anılan fazla olan sigortalılık süresini(1.263 gün SSK’yı) etkileyecek nitelikte, davacının 01.09.2008 – 13.04.2009 tarihleri arası 2926 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalılığı ile 02.03.2009 – 30.04.2009 tarihleri arası 60 günlük zorunlu SSK’lı çalışmaları çakışmaktadır.
Dolayısıyla yukarıda belirtilen çakışma döneminde, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün bulunmadığından, hangi sigortalılığa geçerlik sağlanacağı konusunun usulünce araştırılarak belirlenmesi gerekir. Çakışma dönemi itibarıyla yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasanın sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı belirtilmiştir.
Şu halde yapılması gereken iş; uyuşmazlık konusu davada 01.09.2008 – 13.04.2009 tarihleri arası zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalılık ile 02.03.2009 – 30.04.2009 tarihleri arası zorunlu SSK’lı çalışmaların çakışması karşısında ve çakışan dönemde anılan yasal düzenleme uyarınca, önce başlayan sigortalılığa (yani Tarım Bağ-Kur’a) üstünlük verilmesi gerekeceğinden; öncelikle, anılan 01.09.2008 – 13.04.2009 devresindeki 2926 sayılı Yasa kapsamandaki sigortalılığa esas tarımsal faaliyetin varlığı usulünce araştırılarak belirlenmelidir.
Yapılacak araştırma neticesi, tarım bağ-kur sigortalığın gerçek ve fiili olduğu anlaşılırsa, çakışma döneminde 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın esas alınması gerekeceğinden, giderek, tahsis koşullarının da 2829 sayılı
Yasa uyarınca 1479 sayılı Yasanın geçici 10.madde hükmü çerçevesinde belirlenmesi gerekecektir.Aksi durumda ise, yani, anılan devrede tarımsal faaliyetin bulunmaması halinde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık esas alınması gerekeceğinden 2829 sayılı Yasanın 8’inci madde hükmü uyarınca, tahsis koşullarının 506 sayılı Yasanın geçici 81.madde hükmü çerçevesinde yapılacak inceleme sonucuna göre belirlenip karar verilmesi gerekecektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.