Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/20134 E. 2012/28366 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20134
KARAR NO : 2012/28366
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile asil … gelmiş, davalı taraftan gelen olmadığından davacının duruşma isteminden vazgeçtiğini beyan etmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında evlenmiş olduğu davalı ile 21.4.2009 tarihinde boşandıklarını, davalı ile müşterek çocukları olarak bildiği…’ın biyolojik babası olmadığını boşandıktan sonra öğrendiğini, yapılan DNA testi ile bu hususun kesinlik kazandığını, yaşadığı olay nedeniyle büyük elem ve ızdırap duyduğunu ileri sürerek, kızı olarak bildiği …’ın eğitim masrafları için davalıya vermiş olduğu 88.500,00 TL’nin iadesine, davalı adına 18 yıl boyunca ödemiş olduğu SSK primlerinin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı tarafından ödenen bedelin, evlilikleri süresince edindikleri taşınmazların satışından kaynaklandığını, dava konusu edilen sigorta primlerinin de davacı tarafından değil, çalıştığı işyerleri tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının diğer taleplerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4787 sayılı “Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa”’nın değişik 4. maddesine göre Aile Mahkemelerinin görevleri üç bent halinde olmak üzere;
1. bentte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun üçüncü kısmı (vesayet ) hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 4722 sayılı “Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun”a göre aile hukukundan doğan dava ve işler,
2012/20134-28366
2. bentte, 2675 sayılı “Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun”a göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,
3. bentte ise, kanunlarla verilen diğer görevler olarak açıklanmıştır.
Dava konusu olayda davacı, davalı eşinin ihanetini ve müşterek çocukları olarak bildiği …’ın kendi çocuğu olmadığını boşandıktan sonra öğrendiğini ileri sürerek, manevi tazminat ile boşanma neticesinde davalıya vermiş olduğu nakit para ve evlilikleri sırasında davalı adına ödediği SSK primlerinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise davacı tarafından ödenen nakit paranın, müşterek taşınmazların satışı nedeniyle kendi payına düşen kısmı olduğunu, nitekim boşanma protokolünde de bu hususun belirtildiğini, ayrıca SSK primlerinin de iddia edildiği gibi davacı tarafından ödenmediğini savunmuştur.
Tarafların, 10.4.2009 tarihli boşanma protokolü ile anlaşmalı olarak boşandıkları, söz konusu protokolde, davacı ve davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazların satışı halinde satış bedelinin üçe bölünerek taraflara ve müşterek çocukları…’a verileceğinin kararlaştırıldığı, iş bu dosyaya ekli boşanma dosyası kapsamından anlaşılmaktadır. O halde taraflar arasındaki uyuşmazlık, kısmen boşanma protokolü ile, kısmen de evlilik sırasında eşlerden biri tarafından diğer eş adına yapıldığı iddia edilen prim ödemelerine ilişkin olduğundan dava, “Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair 4787 sayılı Yasa”nın 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanmakta olup, davada görevli mahkeme de genel mahkemeler değil, Aile Mahkemesidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında res’en göz önünde bulundurulmalıdır. Bu itibarla mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.