YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1904
KARAR NO : 2020/4213
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 19.09.2017 tarih ve 2016/960-2017/698 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Salhane İzban İstasyonu’na arkadaşıyla birlikte giriş yaparak asansörle üst kata çıkıp, istasyonun tren hareket peronuna gitmek istediği sırada asansörün çalışmadığını fark ettiğini ve o bölümdeki elektriklerin de yanmaması sebebiyle asansörün yakınında bulunan 1-1,5 m yükseklikteki kenarında hiç bir korkuluk ve bariyer olmayan bir yerden düştüğünü, ayak, kol ve omuz kemiklerinin kırıldığını, olayın arkasından davacının yanında bulunan arkadaşı tarafından ambulansla hastaneye götürüldüğünü, 03.01.2014 günü ameliyata alındığını, sol ayak bileği kırığı, sağ ayak tibia kırığı ve çatlağı ile sağ omuz kırığı nedeniyle ameliyat geçirdiğini, 10 gün hastanede yattığını, daha sonra taburcu olduğunu ve 3 ay evinde kırıkları nedeniyle yatak istirahatı aldığını ileri sürerek, davacının rahatsızlığı nedeniyle yapmış olduğu masraflar ve çalışamadığı dönemlere ait aylık ücreti ile birlikte toplam 10.746,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kazadan sonra hastanedeki ameliyat ve sonrası dönemde yaşadığı ve hayatının olumsuz şartlarda devam etmesi, engellilik durumunun artması, yaşama gücünün olumsuz yönde gelişmesi, yaşama güvenliği ve ruh bütünlülüğünün bozulması nedeniyle duyduğu elem ve ızdırap için 100.000.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının tıbbi iyileşme süresinin 20.05.2014 tarihine kadar devam ettiği, içinde bulunduğu durum itibari ile ve davacının sol ayak bileği kırığı ve sağ ayak tibia kırığı nedeni ile tıbbi iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacının olacağı bu ihtiyacın ilk fizyoterapi uygulamasının yapıldığı 06.03.2014 tarihine kadar devam edeceği bu sebeple bu süre boyunca davacı adına bakım sebebi ile de maddi zararın oluştuğu, yerleşik uygulama gereği bakım gideri olay tarihli brüt asgari ücret üzerinden hesaplandığı, yatak istirahati ve fizyoterapi uygulaması masrafları ile tedavi ve rapor sürecinde yol masraflarının tüm hesaplamalar neticesinde toplam maddi zararının 9.868,53 TL olduğu, manevî tazminat miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetileceği, ödettirilecek para miktarının ne tazminat ne de ceza niteliği taşıdığı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de olmadığı, aksine zarara uğrayan da bir huzur duygusunu doğurduğu, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer fonksiyonu da bulunduğu ölçütleri dikkate alınarak, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmiş, takdir edilen toplam 20.000,00 TL manevî tazminat mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun oluşmasına yeterli bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, maddi tazminat talebi ile ilgili 9.863,53 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 882,47 TL fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebi ile ilgili 20.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile davacı vekili (katılma yolu ile) temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili, müvekkilinin davalının kusuru nedeniyle yaralandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek maddi ve manevi tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunmuş olup, mahkemece bu husus yanılgılı değerlendirilerek hükmedilen tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ise de, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, mahkeme kararının hüküm fıkrasındaki ”maddi tazminat talebi ile ilgili” ibaresiyle başlayan parağraftaki ”dava tarihinden itibaren” ibaresinin çıkartılarak yerine ”haksız fiil tarihi olan 24.12.2013 tarihinden itibaren” yazılmasına, yine kararın hüküm fıkrasındaki ”manevi tazminat talebi ile ilgili” ibaresiyle başlayan parağraftaki ”dava tarihinden itibaren” ibaresinin çıkartılarak yerine ”haksız fiil tarihi olan 24.12.2013 tarihinden itibaren” yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.521,98 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.