YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2685
KARAR NO : 2020/9892
KARAR TARİHİ : 07.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nin 39/son maddesi uyarınca kanunda belirtilen sürelerin son gününün tatile rastlaması halinde sürenin tatilin ertesi günü biteceğinin açıkca hüküm altına alındığı, hüküm tarihinin 03.03.2016 olduğu, temyiz süresinin son gününün 03.04.2016 Pazar gününe denk geldiği, o yer Cumhuriyet savcısının hükmü 04.04.2016 Pazartesi günü temyiz ettiği, bu nedenle temyizin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin suç vasfına yönelik olduğu, hükmedilen sonuç adli para cezasının miktarı itibarıyla kesin nitelikte olsa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.10.2013 tarih, 2012/1403 Esas ve 2013/399 sayılı Kararı gereği, “tür ve miktarı itibarıyla kesin olan kararların suç vasfına yönelik bir temyiz olması halinde, Yargıtay’ca işin esasına girilerek incelenmesinin mümkün olduğu, ancak işin esasına girildiğinde sonuç adli para cezası kesin olduğundan bahisle, red kararının verilemeyeceğinden” sanık hakkında verilen hükme yönelik yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Oluşa, dosya içeriğine, adli rapora ve taraf beyanlarına göre, mağdurun olayın hemen ardından alınan beyanında, eşi olan sanığın ailevi nedenden çıkan tartışmada kendisini önce Kapaklı’da sonrada Saray ilçesi civarında iki kere beden yoluyla kasten yaraladığını söylediği, sanığında mağdura vurduğunu aşamalarda ikrar ettiği, mağdurun sonradan ifadesini değiştirerek, sanığın kendisine bir kere Kapaklı’da vurduğunu ama burnunun daha sonra araca çarpması nedeniyle kırıldığını söylemesi karşısında, sanık hakkında Kapaklı ve Saray civarındaki iki ayrı kasten yaralamadan dava açıldığı dikkate alınarak kırığın hangi aşamada meydana geldiği araştırılıp sonucuna göre sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/1,86/3-a,87/3. maddelerinden cezalandırılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3)Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-a , 62/1. maddelerinden verilen 150 gün karşılığı adli para cezasının, aynı kanunun 52/2. maddesine göre günlüğü 25 TL den, hesap hatası ile 3750 TL yerine eksik olarak 3000 TL adli para cezasına çevrilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.