YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2972
KARAR NO : 2020/3617
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti’nce verilen 01.02.2019 gün ve 2019/İHK-1168 sayılı karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvuran/davacı vekili; müvekkilinin 11.07.2014 tarihinde vuku bulan tüpgaz patlaması nedeniyle yaralandığını, vücudunda kalıcı sakatlıklar meydana geldiğini, hareket kabiliyetinin kısıtlandığını, patlamanın davalının sigortalısına ait 45 kg’lık sanayi tüpünden kaynaklandığını, anılan tüpün davalının sigortalısına ait bayiden satıldığını, müvekkilinin zararının karşılanmadığını, davalıya yapılan başvuruya cevap verilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, 31.01.2019 tarihli dilekçeyle talebini ıslah ederek 64.153,25 TL’ye yükseltmiştir.
Karşı taraf/davalı vekili; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak müvekkilinin sigortalının kusuru ve teminat limitleri kapsamında sorumlu olduğunu, sunulan maluliyet raporunun dikkate alınamayacağını, maluliyet ve kaza arasında illiyet bağının bulunmadığını, kaza sonrası alınan hastane raporu ile 03.04.2018 tarihinde alınan raporların çelişkili olduğunu, faiz talebinin yerinde olmadığını, dava açılmasına sebebiyet verilmediğini savunarak talebin reddini istemiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, olayın 11.07.2014 tarihinde gerçekleştiği, başvurunun ise 28.06.2018 tarihinde yapıldığı, Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 17. maddesi uyarınca taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının olaydan hemen sonra bilincinin açık olduğu ve zarardan haberdar olduğundan talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince, başvuru konusu olay nedeniyle ceza yargılamasının söz konusu olduğu, 6102 sayılı TTK’nın 1482. maddesine göre davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, davacı tarafından sunulan 8 hekimin imzasının bulunduğu devlet hastanesince düzenlenmiş maluliyet raporunun hükme esas alınabileceği, anılan rapora dayalı olarak yapılan hesaplama doğrultusunda bilirkişi tarafından belirlenen bedelden davalının sorumlu olduğu, TTK’nın 1427. maddesi uyarınca davalıya başvuru tarihi olan 16.04.2018 tarihinden 45 gün sonraki tarih olan 08.06.2018 tarihinde ödeme yapmayan davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle itirazın kabulüyle kararın kaldırılmasına, davacının talebinin kabulüyle 64.153,25 TL’nin 08.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Uyuşmazlık, tüpgaz sorumluluk sigortasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 1. maddesi, tüpgaz sorumluluk sigortasının, Likit Petrol Gazı (LPG) tüpleyen firmaların, doldurdukları ve yetkili bayileri vasıtasıyla veya doğrudan doğruya tüketiciye intikal ettirdikleri tüplerin kullanılmak üzere bulundurdukları yerlerde infılaki, gaz kaçırması, yangın çıkarması sonucu (kusurları olsun veya olmasın) verecekleri bedeni ve maddi zararlara karşı sorumluluklarını, belirlenen şartlar dairesinde temin edeceği, zarar meydana geldiğinde sigorta ettirenin kusurlu olup olmadığına bakılmadan zarara uğrayan üçüncü şahısların tazminatının ödeneceği, zararın LPG tüpünün takılması sırasında servis hatasından, kullanıcının kullanma hatasından, tüpün imalat hatasından, dolum hatasından, hortum, kelepçe, dedantör, cihaz, musluk hatalarından meydana gelmesinin durumu değiştirmeyeceği hükmünü haizdir.
Somut olayda hükme esas alınan Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/132 esas 2016/205 karar sayılı ilamınında bilirkişilerce yapılan incelemelerde; dava konusu patlamanın, işyerindeki LPG boru tesisatındaki gaz giriş-çıkış bağlantılarının, ilgili sektörde belirlenmiş standartlara aykırılığı sonucu ortama yayılan gazdan kaynaklandığına dair tespitin bulunduğu, anılan patlamanın sigorta şirketince teminat altına alınan tüplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair açık bir tespitin bulunmadığı, bu hususa ilişkin olarak Hakem Heyetince, ceza dosyasındaki tespitler dışında herhangi bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlığa konu işyerinde meydana gelen patlamanın, dayanak sigorta poliçesinde teminat altına alınan tüplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığının, duraksamaya mahal verilmeyecek şekilde açık bir biçimde tespit edilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca kabule göre de; hükme esas alınan, davacıya ait 03.04.2018 tarihli Denizli Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu raporunda, davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %7 olduğu belirtilmiş olup, anılan rapordaki oran esas alınarak tazminat hesabı yapılmıştır. Ancak Hakem Heyetince tazminat hesaplamasına esas alınan hastane raporunun, 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Maluliyet Tesbiti İşlemleri Yönetmeliği” ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğine dair herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda, tazminat hesaplamasına esas alınan hastane raporunun, anılan mevzuata uygun olup olmadığı değerlendirilip uygun olmadığının anlaşılması halinde bu hususta yeniden rapor alınarak, davacının dava konusu patlamadan kaynaklanan maluliyet oranının tespitiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı tarafından sunulan ve ilgili mevzuata uygunluğu denetlenmeyen hastane raporundaki vücut fonksiyon kaybı oranı esas alınıp karar tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.