Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5785 E. 2020/5328 K. 23.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5785
KARAR NO : 2020/5328
KARAR TARİHİ : 23.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yıkım Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili; vekil edeni şirketin dava konusu taşınmazı 09.10.2014 tarihinde ihale ile satın aldığını, davalının taşınmazın eski maliklerinden olduğunu, ancak taşınmazı 26.12.2014 tarihinde boşalttığını belirterek 09.10.2014-26.12.2014 dönemi için ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
4721 sayılı TMK’nin 705.maddesinde “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” denilerek, mülkiyetin kazanılması ve tescil koşulları düzenlenmiştir, İİK’nin 134/1 maddesinde ise “İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.” hükmüyle, cebri ihale sonucu mülkiyetin kazanılması ve ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın idare ve korunma şekli belirlenmiştir.
Bu yasal düzenlemelere göre ihale ile taşınmazı satın alan kişi veya kurum taşınmazın mülkiyetini ihalenin kesinleşmesi halinde ihale tarihinde kazanmış olur.
İİK’nin 135/2. maddesinde ise “Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akte dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise onbeş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkarılıp taşınmaz alıcıya teslim olunur” denilmiştir. Anılan yasa hükmüne göre, ihale yoluyla satılan taşınmazın kayıt maliki dışındaki üçüncü kişiler tarafından işgali halinde uygulanma olanağı bulmaktadır. Alıcıya ihale edilen taşınmaz kayıt maliki dışındaki kişi yada kişiler tarafından işgal edilmekte ise İİK’nin 135/2 maddesindeki açıklamaları içeren ihtarnamenin işgalciye gönderilerek 15 günlük süre tanınması ondan sonra ecrimisil isteğinde bulunulması gereklidir.
Açıklanan bu ilke ışığında dosya kapsamı incelendiğinde; somut uyuşmazlıkta cebri ihaleyle satılan 19 nolu bağımsız bölümde eski kayıt maliki ve ihale sürecine katılmış olan davalının oturduğu anlaşılmıştır. Bu durumda İİİK’nin 135/2. maddesi uyarınca ihtarname keşide etmeye gerek bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İcra İflas Kanunu’nun 134. maddesinin 1. fıkrası ve Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ihale tarihinden davalının tahliyesine kadar olan süre için bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken mahkemece dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır. 08.03.1956 tarihli 22/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin niteliği itibariyle haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
İİK’nin 135/2 maddesi, “Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akte dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise 15 gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkarılıp taşınmaz alıcaya teslim olunur” hükmünü içermektedir.
Anılan maddede, tahliye emri gönderilmesi için borçlu ya da üçüncü kişiler yönünden bir ayrım yapılmamıştır. Taşınmazda bulunan borçlu da olsa üçüncü kişi de olsa tahliyesi için İİK’nin 135/2. maddesine göre tahliye emri gönderilmesi gerekir. Hükmün ifade ettiği anlam açıktır.
Taşınmazın ihale yoluyla satın alınması halinde tahliyesi İİK. m. 135/2’ye göre sağlanacaktır. İİK. m. 135/2 hükmü karşısında taşınmazda bulunan borçlu ya da üçüncü kişinin tahliye emri gönderilmeden ihalenin kesinleşmesiyle kötü niyetli haksız işgalci durumuna geleceği kabul edilemez. Kanunen cevaz verilen bir durumda taşınmazda bulunanın kötü niyetli işgalci sayılması yasa hükmüne de uygun olmaz.
Açıkladığım nedenlerden dolayı mahkemece verilen davanın reddi kararı doğru olduğundan onanması gerektiği kanaatinde olup, çoğunluğun bozma gerekçelerine katılmıyorum.