Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/10940 E. 2013/19516 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10940
KARAR NO : 2013/19516
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, hükmü temyiz eden davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden, reddi gerekir.
2-01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın, yürürlüğü sonrasında gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanması, davaya konu iş kazasının ise 17.10.2009 tarihinde meydana gelmiş olması karşısında, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 21. maddesidir.
Anılan maddede yer alan, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Somut olayda, hak sahiplerine ayrı ölüm dosyasından da aylık bağlandığı anlaşılmakta olup, söz konusu aylığın yaşlılık aylığından dönüşen ölüm aylığı niteliğinde olması halinde hak sahiplerinin ölüm sigortalının pasif yaşam dönemine ilişkin destek kaybından söz edilemeyeceğinin gerçek zarar tavan hesabında dikkate alınması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, mahkemece, gerçek zarar tavan hesabı yapılması gerektiği gözetilerek hüküm tesis edilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Aylık ve Gelirlerin Birleşmesine ilişkin olarak; 5510 sayılı Yasa’nın 54/1-c bendinde, “malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları ve vazife malûllüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitliği halinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü, malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır.”şeklinde düzenlenmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise; “Birinci fıkradaki sıralamaya göre yapılacak değerlendirmeler sonucunda, bir kişide ikiden fazla gelir veya aylık birleştiği takdirde, bu gelir ve aylıklardan en fazla ödemeye imkân veren iki dosya üzerinden gelir veya aylık bağlanır, diğer dosya veya dosyalardaki gelir ve aylık hakları durum değişikliği veya diğer bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanıldığı tarihe kadar düşer.” şeklinde düzenlenmiştir.
Eldeki davada, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerini gösteren tablolara göre, 15.11.2009 tarihinde 5510 sayılı Kanunun 54. (506 sayılı Kanunun 92.) maddesi gözetilerek bir mahsup işleminin yapılmış olduğu görülmektedir.
Gelirin başladığı tarih itibariyle 5510 sayılı Kanunun 54.maddesi uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına, indirme tarihine kadar yapılan fark fiili ödeme miktarının da eklenmesi suretiyle belirlenen tutar, (2) numaralı bentteki açıklamalara göre hesaplanan gerçek zarar tavan hesabı sonucu elde edilecek tutardan düşük olması halinde, Kurum zararı olarak esas alınması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi