YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7710
KARAR NO : 2020/11476
KARAR TARİHİ : 22.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan sanık, müşteki sanık
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki sanık … …in temyiz dilekçesinin içeriğine göre hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1)Müşteki sanık …… hakkında hakaret ve tehdit suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelen temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
Katılan sanık …’in, müşteki sanığa yüklenen hakaret ve tehdit suçlarının mağduru ve zarar göreni olmadığı, bu suçlar açısından davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, katılan sanık …’in temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunun 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE;
2)Katılan sanık … hakkında müşteki sanık … …e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.01.2018 tarih ve 2017/12-463 Esas – 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı TCK’nin 52/4. maddesi gereğince hapse çevrileceği ihtarı yapılmış ise de; 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi infaz aşamasında re’sen gözetilebileceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanık …’in temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
3)Müşteki sanık …… hakkında katılan sanık …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
Müşteki sanık hakkında tekerrüre esas alınan Çorum 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.12.2013 tarih, 2013/71 Esas – 2013/944 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyete konu suçun 5237 sayılı TCK’nin 155/1. maddesinde düzenlenen ”güveni kötüye kullanma” suçuna ilişkin olduğu ve mezkur suçun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamına alındığı, Uyap’tan yapılan sorgulamada taraflar arasında uzlaştırmanın sağlanamadığına ilişkin mahkemenin 21.02.2018 tarihli ek kararının bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
a)Müşteki sanık …… hakkında, katılan …’e karşı 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1.cümlesi, katılanlar … ve …’e karşı TCK’nin 125/1-4, 43/1-2 maddeleri, katılan sanık …’e karşı TCK’nin 86/2. maddesi gereğince kamu davaları açıldığı, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz” hükmü gereğince müşteki sanığın katılan …’e karşı işlediği uzlaştırma kapsamında bulunmayan tehdit suçu nedeniyle müşteki sanığın üzerine atılı tüm suçlar yönünden uzlaştırmanın mümkün olmadığı, bu itibarla uzlaştırma hükümlerinin uygulanamayacağı ve yapılan uzlaştırma teklifinin de hukuken geçersiz olduğu, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırılması, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenerek TCK’nin 106/1-1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması ve müşteki sanık …… hakkında tehdit ve hakaret suçlarından beraat kararları verilmesi karşısında, CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, katılan sanık …’e karşı TCK’nin 86/2. maddesi gereğince kasten yaralama suçunun uzlaştırmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; müşteki sanık …… ile katılan sanık … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
c)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanığın ve müşteki sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.