YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3345
KARAR NO : 2012/13382
KARAR TARİHİ : 28.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Beydağ Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 15.02.2011 gün ve 31/3 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 1996 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 114 ada 1 sayılı parselin davalı … Orla, aynı ada 2 sayılı parselin ise, davalıların miras bırakanı … adına tespit ve tescil edildiklerini, her iki taşınmaz arasında kalan bir bölümün vekil edenine ait olduğunu, bir kısmının 114 ada 1, bir bölümünün ise aynı ada 2 sayılı parsel içerisinde kaldığını açıklayarak zeminde gösterilecek yerler bakımından parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … mirasçıları 23.5.2005 havale tarihli cevap dilekçesinde …’in Hülya adında bir mirasçısının bulunmadığını, … adında mirasçısının olduğunu, her iki parselin toplam miktarı 2 dekar olup, 25.11.1968 tarihli kök muris tarafından yapılan satış ile Mehmet Topal tarafından alındığını, bunun tarafından da vekil edenlerinin dedesi olan …’e satıldığını, Mehmet Topal’ın davacının amcası olduğunu, davacının açıklanan bu yerde hakkının olmadığını belirterek 2 nolu parsel yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … 25.5.2005 tarihli cevap dilekçesinde 114 ada 1 sayılı parselde bulunan diğer davalıların kök murisi … mirasçılarından kadastro tespitinden önce 29.6.1987 tarihli senetle satın aldığını, davacının bu parselde hakkı bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kadastro tutanaklarının kesinleştiğini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, her ne kadar davacı tanıklarının beyanlarında çekişmeli alanın davacı ve miras bırakanları tarafından kullanıldığı açıklanmış ise de, değişik tarihlerde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarının farklı beyanlarının olduğunu, vergi kaydına dayalı olarak kayıt malikleri adına tespitlerinin yapıldığını, mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla sınırların doğrulandığını, kesinleşen kadastro tespitlerinin aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu yapılan ve 2 parsel içerisinde kalan taşınmaz bölümünün vekil edeni Hatice’nin babaannesi …’dan babası İbrahim’e intikal ettiğini, İbrahim’in ölümünden sonra da yapılan paylaşım sonucu vekil edeni …’a intikal ettiğini belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Görüldüğü gibi taşınmazın kimden kaldığı ve ne şekilde adı geçen kişilere geçtiği konusu üzerinde mahkemece durulmamıştır. Esas ilke, iddia ve savunma doğrultusunda tüm delillerin toplanmasıyla sonuca ulaşılması gerekmektedir. 114 ada 1 ve 2 sayılı parseller içerisinde sırasıyla B ve C harfleriyle gösterilen yerlerin gerçekten iddia edildiği gibi 20.12.1972 tarihinde ölen ve davacının babaannesi olan …’dan kalıp kalmadığı, …’ın mirasçıları arasında yöntemine uygun bir biçimde bir paylaşımın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davacının babası …’a düşüp düşmediği, …’a paylaşım sonucu düşmüş ise, İbrahim’in mirasçıları arasında ve tüm mirasçılarının katılımıyla tereke paylaşımının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, bu yerin davacı …’a düşüp düşmediği hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, yöntemine uygun bir paylaşım yapılmış ise hangi mirasçıya hangi parsellerin düştüğünün belirlenmesi, tapu kayıtlarının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, davalıların dayandığı harici satış senetlerinin kapsamlarının keşfen belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244 ve 259.maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilgi, görgü ve duyumlarına başvurulması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK.nun 261. maddesi gereğince giderilmesi, tarafların tüm delillerinin eksiksiz olarak toplanması, ondan sonra mevcut deliller kapsamında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 90,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.