Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5259 E. 2013/6454 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5259
KARAR NO : 2013/6454
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde müdahil … A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili ,borçlu … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı 1762 ada 5 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki A blok 3-4-5,16, B blok 8 ve 10 nolu bağımsız bölümleri 21.3.2008 tarihinde davalı …’e, aynı taşınmazda A blok 1-2 ve 14 nolu bağımsız bölümleri 15.8.2007 tarihinde davalı …’a , Blok 4 ve 6 nolu bağımsız bölümleri de 15.11.2007 tarihinde davalı …’ye sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiş; 13.4.2011 tarihli dilekçesi ile de dava konusu A blok 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler dışındaki taşınmazların cebri icra yoluyla satıldığından bu iki taşınmaz dışındaki diğer taşınmazlara ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini, borçlu tarafından davalı …’e satışı yapılan 1 ve 2 nolu bağımsız bölüm yönünden iptal kararı verilmesini istemiştir.
Davalılar savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, toplanan delillere göre ;davacı vekili tarafından davalılar … ve … hakkında açılan davalardan feragat edildiğinden bu davalılar
hakkında açılan davaların feragat nedeniyle reddine,davalı borçlunun borcun doğumundan evvelki iki sene içinde 15.8.2007 tarihinde çok düşük bedel olan toplam 4.200,00 TL bedel karşılığında tasarruf tarihinde toplam 180.000,00 TL değerinde olan dava konusu A blok zemin kat 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri davalı …’e sattığı ve bunun İİK 278/3-2 .bentte sayılan tasarruflardan olduğu gerekçesiyle davalı borçlu ile … aleyhine açılan davanın kabulüne adı geçen davalılar arasındaki dava konusu A blok zemin kat 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin satışına ilişkin 15.8.2007 tarihli satış işleminin iptaline, davacıya takip konusu alacağını tahsil edebilmesi için bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm,müdahale talep ederek temyiz dilekçesi veren dava dışı HSBC vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması,borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından
kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda,dava konusu 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler 15.8.2007 tarihinde borçlu tarafından davalı …’e satılmıştır.Anılan bağımsız bölümler üzerine 28.8.2007 tarihinde davalı …’in borcu nedeniyle HSCB Bank lehine 400.000,00 TL ipotek konulduğu ve taşınmazların davalı …’in anılan bankaya borcu nedeniyle Samsun 1.İcra Müdürlüğünün 2008/10458 sayılı takip dosyasından satış aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece verilen tedbir kararı icra yoluyla satışa engel olmadığından davacı vekiline 28.8.2007 tarihli ipotek tesisi nedeniyle 4.kişi durumundaki HSCB Bank AŞ,’yi davaya dahil edip etmediği veya davalı … hakkındaki davasını İİK 283/2 madde gereğince bedele dönüştürüp dönüştürmediği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, 4.kişi durumundaki HSCB Bank AŞ.davacı tara fından davaya dahil edildiği takdirde adına davetiye tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması, davacı ve davaya dahil edilen HSCB Bank AŞ’in bildireceği delillerin toplanması, davacının seçimlik hakkını davalı … yönünden İİK 283/2 madde gereğince bedele dönüştürmesi halinde ise taşınmazların 4.kişi banka tarafından satılıp satılmadığı da araştırılarak bedel yönünden değerlendirme yapılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle HSCB Bank AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden müdahil … …ye geri verilmesine 7.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.