YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11924
KARAR NO : 2013/7644
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigorta şirketi oldukları aracın, 28.03.2010 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda müvekkillerinin kızı …’in yaşamını yitirdiğini, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek desteğin anne ve babası olan davacıların her biri için 1.000,00 er TL maddi ve 15.000,00 er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacılar vekili tarafından ıslah dilekçesi verilerek maddi tazminat istemi, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmıştır.
Davalı … vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından 21.07.2010 tarihinde davacılara toplam 24.200,66 TL tazminat ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar ise, yargılamaya katılmamış, yazılı veya sözlü beyanda bulunmamışlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına göre; “…davanın kısmen kabulü ile davacı anne için 5.899 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı baba için 6.048,60 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline…” karar verilmiştir. Karar, davalı … AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde,dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan 18.02.2012 tarihli aktüer bilirkişi raporunda 21.07.2010 tarihinde davalı … tarafından davacılara ödenen 24.200,66 TL güncelleme yapılmadan hesaplanan tazminattan mahsup edilmiştir.
Davalı … tarafından yapılan ödemeyi tazminat hesabı yapılmadan önce alan davacılar, bilirkişinin hesap tarihine kadar geçen süre nedeni ile aldığı paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmişlerdir. Oysa, olay nedeniyle davalıların sorumlu olduğu tazminat bu hesaplamanın yapıldığı gündeki verilere göre yapılmalıdır.
Zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacılara yapılan sigorta ödemesinin, ödeme günü ile dava konusu tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacılar vekili, dava dilekçesinde, ” sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere” talepte bulunmuş olmakla, davalı … yönünden manevi tazminatın talep dışı bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davalı …Ş., trafik sigortası genel şartları uyarınca manevi tazminattan sorumlu değildir. Bu durumda; mahkemece, davalı …Ş yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken hüküm altına alınan manevi tazminat miktarından, davalı … şirketinin diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
4-Mahkemece, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK.nun 99/1 nci maddesi hükmü uyarınca sigortacı bu maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise sigorta şirketleri dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Dosya içindeki belgelerden ise, davalı … şirketinin ne zaman temerrüde düştüğü anlaşılamamaktadır. Bu itibarla; mahkemece, davalı … şirketinin temerrüt tarihi tespit edildikten sonra, asıl ve ıslah elden kısım için davalı sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı … yönünden ise tespit edilen temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı … yönünden de olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının, reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … şirketine geri verilmesine 23.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.