YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1855
KARAR NO : 2020/4642
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2017 tarih ve 2015/1137 E.- 2017/516 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 14/06/2019 tarih ve 2019/241 E.- 2019/522 K. sayılı ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin borçlu Mehmet Akaltun ve Suruç Özel Sağlık Hiz. İnş. Gıda San. ve Ticaret Ltd. Şti.’den Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilamı ile alacaklı bulunduğunu, alacağın tahsili amacı ile Şanlıurfa 4. İcra Müdürlüğünün 2015/3857 E. sayılı takibin semeresiz kaldığını, söz konusu icra takip dosyasında borçlu şirketin adresinde yapılan haciz işleminde davalının mesul müdürü tarafından haciz işlemi yapılan yerin davalıya ait olduğunu borçlu şirket ile bir ilgilerinin olmadığını beyan ettiğini, borçlu şirket ile davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, borçlu şirketin alacaklarından mal kaçırmak amacı ile sadece unvan değiştirdiğini, yapılan devirlerin muvazalı olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi’nden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin 04.06.2014 tarihinde kurulduğunu ve o tarihte borçlu şirketin de aynı adreste olup 17.07.2014 tarihinde yaklaşık 1,5 ay sonra adres değişikliği yaptığını, bu hali ile şirketler arasında yapılan işlemlerin tamamı müvekkillerinin hak ve alacaklarını semeresiz bırakmak amacıyla yapılan muvazalı işlemler olduğunu, şirket çalışanlarının çoğunluğunun aynı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 80.000.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu alacak ile müvekkili şirketin hiçbir ilgi ve alakası bulunmadığını, dava konusu borcun Suruç Özel Sağlık Hizmetleri İnş. Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. şirketinin sahip olduğu bir aracın karışmış olduğu bir kaza neticesinde meydana geldiğini, davacının daha önce de hukuki olmayan bir girişimde bulunarak müvekkiline ait işyerinde haciz işlemi başlattığını, müvekkili şirketin yalnızca asıl borçlu şirketin bir malı olan sağlık hizmet ruhsatını satın aldığını, bundan dolayı her iki şirketin aynı olduğu konusunda ısrar etmenin doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin, Suruç Özel Sağlık Hiz. İnş. Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin işletmiş olduğu Özel Suruç Tıp Merkezi adındaki işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamını tüm demirbaşları ve işletmedeki bütün tıbbi üniteleri 10.000.- TL bedel karşılığında 27.06.2014 tarihli Suruç Noterliğinin 4874 yevmiye nolu işletme hakkı devir sözleşmesi ile devraldığı, bu kapsamda dosyadaki SGK kayıtları ve diğer kayıt ve belgeler incelenmesinde borçlu Suruç Özel Sağlık Hiz. İnş. Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin birçok çalışanın da davalı şirkete işletme devrinden sonra geçiş yaptığı ve aynı zamanda Suruç Özel Tıp Merkezinin de davalı şirkete devrinin yapıldığı, işletme devrinin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 202. maddesi uyarınca taraflar arasındaki işletme devri protokolü kapsamında Özel Suruç Tıp Merkezine ait işletmeyi ve bu işletmeye ait hak ve demirbaşların tamamının devranıldığı sabit olduğu, her iki şirketin faaliyet konularının aynı oluğu, davalı şirketin hissedarı olan Şaban Alver’in aynı zamanda takip borçlusu şirketin çalışanı olduğu, bu kapsamda her ne kadar kayden iki ayrı tüzel kişilik devam ediyor gözüküyor ise de iki şiketin de aynı hastanede ticari işletmelerini sürdürdükleri ve ticari işletmelerde devamlılık esas olduğundan sonraki şirketin öncekinin devamı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin borçlarından TTK 134, 135, 136, 180 ve 184. maddeleri uyarınca ve aynı zamanda TBK 202 ve devamı maddelerde dikkate alınarak külli halefiyet kuralları gereği davalı şirketinde sorumlu olduğu, davalı şirket ile borçlu şirketin davacıların alacağının almasını engelleme amacıyla fikir ve iş birliği içerisinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 80.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, icra dosyası kapsamında tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 14.06.2019 tarihli ek kararla; temyiz başvuru harcının, temyiz karar harcının ve gider avansının yatırılmadığı, eksikliğin giderilmesi amacıyla gönderilen muhtıranın 21.05.2019 günü davalı vekiline usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği, ancak aradan geçen bir haftalık kesin süre içerisinde muhtırada yatırılması ihtar edilen eksik harcın ve gider avansının yatırılmadığı, dosyada mevcut harç ve gider avansının muhtırada belirtilen kesin süre dolduktan sonra yatırıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 366/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 344. maddesi uyarınca temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2019 tarihli ek kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin anılan ek karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 14.06.2019 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan ek kararın ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/11/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.