YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/615
KARAR NO : 2020/4656
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 26/06/2019 tarih ve 2019/38-2019/735 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında Basın 53 Reklam ve Tanıtım Hizmetleri A.Ş.’nin müvekkiline ait %20 hissesinin satışı konusunda bir protokol imzalandığını, protokolün IV. maddesi gereğince müvekkilinin şirketteki ilk %10’luk hissesini davalı borçluya devrettiğini, davalının da müvekkiline ait ilk %10’luk hissenin bedeli olan 200.000 USD’yi ödeyerek kendi adına kaydını yaptırdığını, ancak protokolün 5. maddesinden sonra gelen ve müvekkilinin anılan şirkette kalan ikinci %10’luk hissenin satışını ve bu satışa ilişkin şartları içeren bölümdeki taahhüdünü yerine getirmediğini, protokolün 6. maddesinde bakiye %10’luk hisseyi 450.000 USD karşılığında almayı açıkça kabul ve taahhüt ettiği halde bu taahhüdüne uymayıp hisse bedelini ödemediğini, davalının müvekkilinde kalan %10’luk hissesinin satın alınmasına ilişkin taahhüdünü yerine getirmesi için 15.000 USD ‘nin tahsili talepli kısmi davanın kabul edildiğini, 435.000 USD tutarındaki alacak için ıslah yapılmışsa da Yargıtay aşamasından sonra ıslah mümkün olmadığından ıslahla ilgili kısım yönünden hüküm kurmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalı hakkında Beykoz İcra Müdürlüğü 2011/2688 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, itirazın yerinde olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin, taleplerine ve gerçeğe aykırı şekilde, İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesince TL cinsinden verilen kararın onanmasına dair kararın hukuksuz olduğunu ileri sürmüşse de, davacının TL cinsinden verilen kararı temyiz etmediği, bu durumda davacının alacağını kısmen isterken TL cinsinden talep ettiği, bu doğrultuda verilen kararı temyiz etmeyerek tercihini pekiştirdiğini, davacının 450.000 USD bedelle alacağının 15.000 USD’lik kısmının TL cinsinden değeri talep edilmiş olmakla, 818 sayılı BK’nın 83. (TBK’nın 67) maddesi uyarına davacının tercihini alacağın TL cinsinden ödenmesi şeklinde yaptığı, bu durumda bakiye kalan alacağı için eldeki icra takibinde USD cinsinden aynen ifayı talep edemeyeceği, bu durumda takibin usulüne uygun başlatılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki protokole dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, önce İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı dava ile, 02.07.1998 tarihli protokolde davalının edimini yerine getirmediği iddiasıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla USD alacağını dava tarihindeki kur üzerinden TL’ye çevirip 15.000 USD karşılığı 10.045,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, mahkemece de, 10.045,00 TL’nin 10.07.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, bu karar derecattan da geçerek 13.06.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı, bu kez bakiye alacağı için icra dairesine başvurarak 435.000 USD’nin işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına yanlış anlam yüklenmek suretiyle bakiye alacak bakımından dolar üzerinden icra takibi yapılmış olması mesnet gösterilerek ortada usul dairesince açılmış bir takip olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Taraflar arasında yapılmış olan 02.07.1998 tarihli protokol gereğince davalının edimi yabancı para cinsinden ise de, Dairemizin bozma ilamında vurgulandığı üzere davacı alacaklı talebini 818 sayılı BK’nın 83. maddesi uyarınca dava tarihindeki kur karşılığı Türk Lirası olarak belirlemiş olmakla, davacının 07.01.2001 tarihinde açmış olduğu kısmı davayla belirlemiş olduğu kur üzerinden alacağın toplam TL karşılığının belirlenmesi, kısmi davada hükmedilen ana para tutarının belirlenen bu tutardan düşürülerek kalan bakiye ana paraya temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmek üzere icra takibinin devamının sağlanmasına ilişkin karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.